28 Mayıs 2010 Cuma


Gamzelerime bile sığdıramadığım, çoğunun hafızasında ufak bir tebessüm bıraktığım aşklar yaşadım.
Biri yanağımı sevdi, bir diğeri saçlarımı.

Evlendiğim adam ellerimi, avuçiçlerimi öperdi.
Kokumu severdi...
"Dünyada senden daha güzel kokan kimse olamaz" derdi.
Sonra tuttu başkasını sevdi.
Bezelyenin isteği dışında görüşmediğim, 3 yılda 5-6 kez gördüğüm bir adama dönüştü...

İlk kez birine yaklaşıp "biz birlikte olmalıyız" dediğim adam.  
Sokak ortasında dans ettiğim adam.
O da seneler sonra hayıflanarak gelip beni buldu parmağında ki yüzüğe aldırmadan.
Hayırları anlamadığı zamanlarda her fırsatta yineleyip durduğu bir sürü aşk sözcükleri ile...

Sonra başkası, bir başkası...

Bir taburedeki dik oturuşumu bile seven adam tanıdım.
Biri şaşkınlıklarımı sevdi, diğeri vucudumun bir noktasını.
Biri huyumu övdü, bir başkası insanlığımı.
Biri parmaklarımı tuttu, bir diğeri tutamadan.
Biri arkadaşım kaldı daha başladan.

Abim diye sevdiğim bir adam daha vardı.
Kızkardeşi ile sırlarımı paylaşırdım, 1,5 sene birlikte olduğum insanın en yakın arkadaşıydı.
En son hatırladığım; ailesinin yanında bağıra bağıra beni sevdiğini ve evlenmek istediğini haykırdığıydı.
Şu an ailesi ile görüşüp ne kendisi ile ne de kızkardeşi ile görüşmediğim...

Bir başka adam vardı. duruşumu seven.
"O kadar asil, güçlü ve gururlu duruyorsun ki, yanındaki adamın sana birkaç beden eksik geldiği izlenimini yaratıyorsun" demişti.
Ama yine evli olduğunu araştırınca öğrenmiştim. Sadistin tekiydi, bir daha hiç görmedim.
Ve hayatıma girip etki eden bir adam daha kaldı evli çıkan.
Ve evli olduğunu bilmeden aşık olduğum, ayrıldım diyerek beni kandırmış adam.
Bir daha bana bulaşırsa, karısını arayacağıma yemin ettiğim bir adam.

Evlilik atılan bir imzadan, verilen bir sözden, takılan bir yüzükten daha değerliydi.
ve Nazım yine çok doğru ama eksik kalan bir söz söylemişti:
"en fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı"
Ayrılmak isteyen tarafın ölmesi mi daha güzeldi, güzel hatırlamak için.
 Nazım Vera' yı bulduğunda ne hissetmişti? Ne hissettirmişti Piraye' ye farkında mıydı?
Ah erkekler "ne olacağını sanarak evleniyorsunuz ki?" diye mi sormalı, ne demeli bilmiyorum.
Tek bildiğim bir ilişkiyi bile bitirmeden başlamak isteyen adamlar tanıdım.
Hepsinde aynı derecede iğrendiğim, samimiyetsiz gülücükler serptiğim.


6 yorum:

ASEL dedi ki...

Gamzelerime bile sığdıramadığım, çoğunun hafızasında ufak bir tebessüm bıraktığım aşklar yaşadım.
güzel bir yazı efsa'cığım yüreğine sağlık..sevgilerimle...

losstime dedi ki...

çok çok çok güzel bir yazu efsa..bende aynı cümlede kayboldum..."Gamzelerime bile sığdıramadığım, çoğunun hafızasında ufak bir tebessüm bıraktığım aşklar yaşadım"....yüreğine sağlık

Efsa dedi ki...

Asel valla bana sorsan şu sözcükleri kullandığımdan ben utanıyorum. Bir insandan iğrendin mi hiç bilmiyorum ama, umarım yaşamazsın. Evli olupda böyle yaklaşan adamlara şöyle iki tane çakasım geliyor.

Efsa dedi ki...

Losstime sağolasın, bir bütün olarak sevilememenin kaygısı mı desem. yoksa gerçekten kadınlar gibi "ne yani şuyumu sevmiyormusun" diye cümleler mi kurardım bilmiyorum ama bir kadın asla bir tek şeyden memnun olamıyor.

elif gizem dedi ki...

Ve sevgilisi olan bir adam tanıyorum. Yanındaki kadına huzur, banaysa aşk adını veren... Yalınayak kaçıyorum böylelerinden.

Efsa dedi ki...

Ben de bu saydıklarımdan kaçtım işte. Sadece birine yakalanmıştım ama gerçeği öğrenince tokat gibi yapıştırmaktan çekinmedim.