21 Ağustos 2010 Cumartesi


"Sen... Suskunluklarımı tamamlayan bir döngüydün. Aslında biliyordum, içindeki kül edici ateş yüzünden ağır bir maskenin ardına saklandığını. Biliyordum bütün bu kimliklerinden sıyrıldığında ve çıkardığında maskelerini, anımsadığın yüzden hoşnut olmadığını. Ama hayrandım sana, sözcüklerinle beni sımsıkı sarışına. Bazı anlar öylesine kendin oluyordun ki, işte diyordum sonunda keşfetti kendini. Ateşi ile kendini yakmadan, hükmedebildi.



Ben senin ruhunun derinliklerine ancak bir su olarak sızabilirdim. Ancak bu şekilde dokunduğumun şeklini alabilirdim. Bu nedenle inmeyi istedim kendine tapındığın mabetlerine, denedim. İçindeki ateşe rağmen, boşluklarını doldurmayı ve üşüyen yanlarını sarmak istedim. Sana yanlız olmadığını hissettirmekti tek amacım. O sefil dünyanın aslında bu olmadığını anlatmaktı derdim. Üzülürdüm hissettiremediğim anlarda..."

6 yorum:

eserce dedi ki...

Kendinden çok karşısındakini düşünen bir yazı , hoştu

Efsa dedi ki...

Öyle bir kadındı.

y. dedi ki...

bu yazı bana hem ateş hem su olmayı başaranları hatırlattı... ve ne diyordu şair içimi açtım sana içini açmak için...

Efsa dedi ki...

y, su kadını ve ateş erkeği ile ilgili bir masal yazmıştım. Bu siteye koyduğum ilk yazı idi. ondan bir paragraftı bu da. Geçenlerde arkadaşıma bahsedince koymak geldi içimden.

Elif Gizem dedi ki...

bir gün "sen ne kadar üşüyorsan benim de o kadar çarğıyor dişlerim birbirine" diye yazmıştım ona... O adamı ve ona hissettirdiklerimi hatırlattın bana. Benzer duygularla yazdık sanırım.

Efsa dedi ki...

Ah Elifim, birimiz yanarken birimiz üşürken yakalanmışız birbirimize desene.