2 Eylül 2009 Çarşamba
Birde aile içinde en ufacık şeyde dile getirilen ve koz gibi kullanılan; bir keramet sözcüğü vardır…
Bu çoğunlukla bir evlilikte hortlar, sonra bir bebekte, ya da bir işte!
Hep böyledir…Bu kerametin size ceza mı cefa mı getireceği hep belirsizdir. Ama ne zaman akraba eş dosttan bişiy olsa, keramet çıkıverir saklandığı sözcük aralarından…
1 Eylül 2009 Salı
Sabah sabah aklıma gelenler:
Çatapatlar... Kiraz şeklindeki şekerler... Bunların sadece babaannemin evinin yanındaki bakkalda bulmam ve memlekete giderken en çok bunları düşünerek gitmem...
Yanmış bir izmarit kokusunu duyumsama...
Islak ceketlerle oturulan otobüs koltukları...
"Arka tarafa ilerleyin" cümlesini her kuyruk beklemede duyma...
Balon satan sokak satıcıları... Hatta çocukluğumun baloncu Orhan' ı...
Okul önündeki köfteci... El arabasındaki kokareççi...
Bayram kahvaltıları...
Pazarda kaybolma korkusu ile annemin eteğine tutunma...
Annemin eteğini kokladığım günler...
Sahurda abuk sabuk şeylerden kahkaha krizlerine girilmesi ailecek...
İlk maaşımı elime almam...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)