2 Eylül 2009 Çarşamba

Bilmediğim bir tadı tatmak gibi bir şey oldun kısa zamanda;
ama hemen biteceksin diye korkuyorum...!


Üşüdüm..Bir sıcaklık arayarak sokuldum usulca..

Sarılmadı yanımdaki adam..

Üşüdüm.

En çok kendi sıcaklığımın farkına vardığımda.

Soğuk gecede...


Sende öğrendiğim ilk şey
Kar gibi hissettiren ellerin...
Hem o soğuk dokunuşunla üşütüp,
Hem de her dokunuşunla dağlıyorsun.

Tenim bile kararsızlaşıyor ellerinin altında

Köle mi olmalı sana?
Yoksa köleleştirmeli mi?

Ellerin...
Bembeyaz tenimde esmerliğin...!
"Birine can verirken diğerinden oluyorum"

dedi kadının derinlikleri...



"ÖLÜYORUM!" dedi.

Son canı tükenen öteki cinsi...



Benim masalımda senin krallığına yer olmadığını bilsem de,

çok tatlı bir prens olduğun için,

hala kendine yer açıyorsun ya,

bayılıyorum.

:)

SENİNLE SANİYELERİN ATIŞINI BİLE BERABER DİNLEDİK BİZ GECELERİ.

ŞİMDİ BU SORULAR VE VERDİĞİM CEVAPLAR NE KADAR MANTIKSIZ DEĞİL Mİ?

Senin sığ sularında da yüzebilirim sandım...

Suskunluklarımı bölüştüğüm...

Söyleyemediklerimden gayrı ne çok yaralarım vardı.

Şimdi adını yokluk koydum.

Eğer önemi kaldıysa bayramın olsun.

Birde aile içinde en ufacık şeyde dile getirilen ve koz gibi kullanılan; bir keramet sözcüğü vardır…

Bu çoğunlukla bir evlilikte hortlar, sonra bir bebekte, ya da bir işte!

Hep böyledir…Bu kerametin size ceza mı cefa mı getireceği hep belirsizdir. Ama ne zaman akraba eş dosttan bişiy olsa, keramet çıkıverir saklandığı sözcük aralarından…

Seninle aramda aşılması gereken upuzun bir sırat var.

Ve hemen altında benim öfkemin alevleri...

Dikkatli ol, düşmeyesin...!

Senden kaçmak ve gözlerine yakalanmak...

Bırakma!

1 Eylül 2009 Salı

Eşelenmiş bir beden karşımda ki!

Ama garip bir huzur var içimde...

Bir garip hazine bulmuşluk hissi.
Hayatımda, tamamlanması gereken bir eksiklikten ziyade...

Eksikliğini hissettireceklerini fark edip, ürperdim.
Evlenirken nikah cüzdanı hep kadına uzatılsa da; kadın erkeğin hayatına girmiş gibi oluyor. Yeni bir hayat yaratılmış gibi değil.
Ben bir sonbahar kadınıyım... Başka baharlar tanımam.

Bir yanım çocuk gibi, kendi yatağımdan kalkıp, onlar yokken annemlerin yatağına gidip orada uyumakta istiyor. Daha rahat geliyor gözüme ve büyük

Ah biz kadınlar!!!

Bir ilişkiye başladığımızda, genelde ilk yaptığımız şeylerden birisi de:

"Sevgililerimizin kız arkadaşlarına bakıp, tehlikeli gördüklerimize hemen sevgili aramak"

Sana acı çektirmek için daha önce gelmeliymişim bu hayata!!!
Sabah sabah aklıma gelenler:

Çatapatlar... Kiraz şeklindeki şekerler... Bunların sadece babaannemin evinin yanındaki bakkalda bulmam ve memlekete giderken en çok bunları düşünerek gitmem...

Yanmış bir izmarit kokusunu duyumsama...

Islak ceketlerle oturulan otobüs koltukları...

"Arka tarafa ilerleyin" cümlesini her kuyruk beklemede duyma...

Balon satan sokak satıcıları... Hatta çocukluğumun baloncu Orhan' ı...

Okul önündeki köfteci... El arabasındaki kokareççi...

Bayram kahvaltıları...

Pazarda kaybolma korkusu ile annemin eteğine tutunma...

Annemin eteğini kokladığım günler...

Sahurda abuk sabuk şeylerden kahkaha krizlerine girilmesi ailecek...

İlk maaşımı elime almam...




Bazı insanları tamir edemeyecekleri sözlerin altında ezmeyi seviyorum.

Paha biçilemez...