5 Eylül 2009 Cumartesi

Bitmiş bir ilişkinin en son darbesi bence “zaten” ler…

Zaten ben biliyordum ile başlayan

“-madı” “-medi” ekleri ile biter kelimeler.

Birçok örneği var aslına bakarsanız. En basitinden taraflardan bir tanesi psikolojik tedavi görmüşse, kıçını yırtsa anlatamaz masumluğunu. Çünkü o “zaten” o bir deli olarak anımsatılmaya çalışılacaktır. Karşı tarafa göre; “sorunlarını kendi başına çözememiş kişiliktir” kendisi. Yine bir yazık!

Söylesene neydi, o kahpenin dudaklarında özlediğin?
Aramak
Avunmak
Özlemek seni
İnan
Sancı gibi

=

Yürek yırtılması
İki bozuk paranın yazı ve tura olan yüzleri gibiydik elinde...

Çevrildikçe;

bazen yüzyüze denk geliyorduk...

Bazen de sırtımızı dönüyorduk birbirimize...

4 Eylül 2009 Cuma

Tüm sevdiğim adamlar...

Sanırım şuan başka bir kadının koynundalar.

Uyandıklarında bedenlerini izleyen...

Ama şimdi niye aklıma geldiler,

Bilinmez!


Her küçük kızın bir kırmızı ayakkabısı vardır. Büyürler kırmızı ayakkabılar giyerler. Ama hiç o anki gibi olmaz. Eskise bile kıymetli değildir...


Hangi notanın gizeminde saklansam bilemedim.

"la" mı yakışır "fa" mı?

Bana “la” gibi geldi. Karar veremedim. (:

" "Anlat bana, esir, seni bağlayan kimdi?"
Esir, "Efendimdi", dedi.
"Servet ve iktidarda dünya yüzünde herkese üstün olabileceğimi sandım ve hükümdarıma ait olan paraları kendi hazine odamda biriktirdim. Uyku bastırınca, efendime hazırlanan yatağa uzandım; uyanınca kendimi kendi hazine odamda mahpus buldum".

“Söyle bana esir, bu kırılmaz zinciri kim dövdü?"
Mahpus, "bu zinciri ben kendi ellerimle dövdüm" dedi,
"yenilmez kuvvetimin bana rahat bir serbestlik vererek, alemi tutsak edebileceğini sandım. Böylece muazzam ateşler ve insafsız, sert vuruşlarla bu zincir üzerinde gece gündüz çalıştım. Halkalar tamam ve kırılmaz olup nihayet iş bittiğinde, kendimi ona sımsıkı bağlı buldum." "

Rabindranath Tagore...


* Bu adam benim en sevdiğim yazarladan biridir. Dönem dönem okuyabilirsiniz su izlerinde... Hani belki birilerine kapak olsun diye...

3 Eylül 2009 Perşembe

İnsan mutluluktan ağlarmı?

Kasıklarım bile ağladı mutluluktan.

O ise baktıkça,

Gözyaşlarını tenime damlattı.

Seviyorum seni, en az beni sevmediğin kadar.

Dikiz aynasından bakar gibi baktığın varlığımla,

kızıyorum sana ve aitsizliğinden nefret ediyorum

Dün gece...

Tırnaklarımın arasında kendi etim kaldı !!!

Kendimi halı allı gibi hissedicem az kaldı. Gelen geçen kimse görmesin duymasın dediklerini bana doğru ittiriveriyor. Sonra birde onları sakla

2 Eylül 2009 Çarşamba

Bilmediğim bir tadı tatmak gibi bir şey oldun kısa zamanda;
ama hemen biteceksin diye korkuyorum...!


Üşüdüm..Bir sıcaklık arayarak sokuldum usulca..

Sarılmadı yanımdaki adam..

Üşüdüm.

En çok kendi sıcaklığımın farkına vardığımda.

Soğuk gecede...


Sende öğrendiğim ilk şey
Kar gibi hissettiren ellerin...
Hem o soğuk dokunuşunla üşütüp,
Hem de her dokunuşunla dağlıyorsun.

Tenim bile kararsızlaşıyor ellerinin altında

Köle mi olmalı sana?
Yoksa köleleştirmeli mi?

Ellerin...
Bembeyaz tenimde esmerliğin...!
"Birine can verirken diğerinden oluyorum"

dedi kadının derinlikleri...



"ÖLÜYORUM!" dedi.

Son canı tükenen öteki cinsi...



Benim masalımda senin krallığına yer olmadığını bilsem de,

çok tatlı bir prens olduğun için,

hala kendine yer açıyorsun ya,

bayılıyorum.

:)

SENİNLE SANİYELERİN ATIŞINI BİLE BERABER DİNLEDİK BİZ GECELERİ.

ŞİMDİ BU SORULAR VE VERDİĞİM CEVAPLAR NE KADAR MANTIKSIZ DEĞİL Mİ?

Senin sığ sularında da yüzebilirim sandım...