"Aşk... seni düşlerken saç diplerimin bile terlemesi" dedi ve sustu kadın.
Benim cennet ağacımın yaprakları nece zamandır kelimeler oldu.
Mühürlenmiş kelimelerimi teker teker kopartıyorum…
Duyduğum ses onun olmalı, yastığım ise dizleri ve yorganım kendisi…
Olmalıydı işte.
Olmadı!
Benim yaptığım tek şey; Kasım gelince Temmuzu düşünüp özlemek. Başka bir şey değil. Allahtan Temmuz için elimden geleni yapmışım diyorum.
Yüzünü gömmek için tutuştuğun kızıl saçlar arasında, teniyle temas halindeyken terlemek ister gibisin.
Tüm gücünü sarf edip, o anı yaşamak için.
Her insan karşısındakinde eksik kalan parçalarını gördüğü için onunla olmak istiyor. Parçalarını tamamladığı an gitmek istiyor.
Sadece bulutlardan mı şekil benzetilir sanıyorsun?
Çok yanılıyorsun.
Cidden bak!
Cinnet geçiren ben değilim.
“Kelimelerim...”
Bu defa sanırım kendime bile fazla geldim...
Penceremin altında çömelmiş bekleyen umut dolu dileklerim…
:)
Günaydınlar sevgilim.
İki renkli bir kalemin artık yazmayan tek tarafı gibiydin.
Mürekkebim bitene dek benimle kalmaya mecburdun.
Bende seni taşımaya.
Sen mutlu, ben yorgun
Sana kalan:
Sönmekte olan bir güneşe bakar gibi,
Yüzüm…
Bana kalan:
Kabuğu kalkmadan soyulmuş,
"içimde bir cenaze sessizliği"
Susmuş mantığım, dinginleşmiş duygularım. Bir kabullenmişlik, bir amannn ne olacaksa olsun halleri…
İÇİMDE ÖLMÜŞ BİRİ
Keşke demiyorum
Ama isterdi içimde bir yer;
Bu yaşadıklarımın bir “Yeşilçam” karesinde takılı kalmasını...
Sadece meraktan soruyorum:
“Sağ elini kullanan insanlar, neden sol ayakla iyi tekme atarlar. Dengenin bir getirisimidir bu. Kontrollü güç falan?”