13 Kasım 2009 Cuma

Yüzleşme

Doğum günüm yaklaşıyor ve nedense insana bu dönemlerde insanın kendisi ve kendisini üzen sevindiren insanlar ile yüzleşesi geliyor.


Mesela sen; seni kardeşim gibi sevdim, yüzünü görmeden. Maddi manevi gözüm kapalı güvendim.


ve sen; utanmadan bana onca şeyi söylerken evli olduğunu nasıl buldum diye merak ediyorsundur eminim. Telefon numaranı yazınca kabak gibi karının iş telefonu ve ev telefonunuz bile çıkıyor verdiğiniz araba ilanından. Bu arada aracının sigortasını nereden yaptırdığına ve eşinin tc sine kadar biliyorum. O sinirle bunları kullanmadığıma yat kalk dua et sen. Senin kadar yüzsüz, iğrenç, yalaka, şerefsiz bir insanla tanışmadım ömrümce. Allah da tanıtmasın.


Sen; Allah seni de bildiği gibi yapsın.


Sen ise; desteğin, dertli anlarımda beni dinleyişin, bana kocaman sarılmalarınla iyi ki varsın. Aynı masada kahve içmek dileği ile...

Ve sen; sende iyi ki varsın... Bana yazı yazarken püf noktaları öyle güzel veriyorsun ki, hep anlat istiyorum.

Sende; iyi ki varsın, bugün bile konuştuk seninle, farklı şehirden yüzünü görmeden de sana güvenebileceğimi hissediyorum. Bu nedenle de çekinmeden anlatıyorum çoğu şeyimi. Benzemesek de gülüşmelerimiz bile çok güzel.

Seni de sevmeli miyim, yermeli miyim bilemiyorum.

Seni de her daim hayatımda olacaklar listesinde görüyorum ben zaten.

Seni de tanıdığıma memnunum. Bu aralar bana alındığını hissetsem de, asla yerin diğer arkadaşlarımdan farklı değil.

Ve yine sen, seni çok sevmiştim.

Mesela sen, bana çok benzesen de sen çok yalakasın.

Kadın olmak; sunulanı almak ve hoşnut olmasan da; tahammülsüz diye adlandırılmamak için şükreder davranmak...

12 Kasım 2009 Perşembe


Üzerindeyim
ve en aç halimle bakıyorum gözlerine
tırnakların sırtımdan yukarıya tırmanıyo,
içimde med-cezirler...

Saçlarım yapışırken dokunuyorsun yüzüme.
ve
parmaklarınla değil avuçlarınla kavrıyorsun çenemi
sana bakıyorum gözlerimi ayırmadan

Gelecek olana yani sana...

Ayaküstü olmasın aramızdakiler
Sevmeye, sevişmeye ve paylaşmaya geç kalmadan kalmalısın benimle.
Yaşayarak, yaşatarak, sil baştan öğreterek yada hatırlatarak.
Aynılarımızla ve ayrılarımızla bir bütün olarak, tadarak, konuşarak anlamlandırmalıyız kendimizi.
Bir bütünün parçaları olup, ama hiç yarım kalmayarak...




Efsanın özel notu: Bilmiyorum bir gün gelirde varlığından haberdar olup, okur musun bunları? Ama olursa, okursan sadece bil istedim...

Bence bu yazı böyle yarım kalmamalı, daha yazılmalı...
Sözcüklerim sahibini arıyor gibi, ya da gidecekleri yerleri beğenmiyorlar.
Daha önce gittikleri hep kapı duvar olmuş sanki.
Dalga dalga yankılanarak geri geliyorlar...

11 Kasım 2009 Çarşamba

''Her zaman bir an vardır. Bunu yapabilirim. Buna teslim olabilirim. Ya da direnebilirim. O anı yaşadığını biliyorum; başka şansın vardı'' The closer filminden bir replik... aldatma üzerine bence en güzel kurulmuş cümlelerden birisi

3 Kasım 2009 Salı

Soyun ama geç kalma, önce kendine sonra bana

Çenesi düşükbir kadın bazen çekilmez.

Ama susan bir kadın hiç çekilmez.

Kadın olmak

İçine alıp, içinden çıkartmak!

2 Kasım 2009 Pazartesi


BİLİYORMUSUN SAÇLARIMI BOYATTIM, ŞİMDİ TAMAMEN SONBAHARIM

1 Kasım 2009 Pazar

Sevdiğin bir insanın nasıl bu kadar güzel kokabildiğine,
Yeşil eriğin neden bu kadar güzel bir meyve olabildiğine,
Birde mevsiminde çıkan meyveye "aaa ciddimi gelmiş mi pazara" diyebilen kendime :)
El işçiliği güzel olanlara,
Babamın bu yaşında hala nasıl bu kadar güçlü olabildiğine,
X kişi ne çok şey biliyor? Hafızası ne kadar güçlüymüş? dediğim herkese,
Bebeğimin hareketlerine ve b
ir çocuğun bilmiş konuşmasına,
Fıkra anlatabilenlere,
Tiyatroda rollerin nasıl bu kadar uyumlu dağılımına,
Televizyonun nasıl gösterdiğine,

Bir erkeğin elinin arasında elimin kaybolmasına, Uçağın uçabilmesine,
Resimlerde çoğu zaman güzel çıkabilmeme,
Ama bezelyenin çıkamamasına,
Hazır cevap kişilerin nasıl bu kadar çabuk düşünebildiğine,
Annemin her iki elini birden mükemmel kullaşına,
Birinin yanağını öptüğümde, neden onu bir taraftan kokladığıma,
Bazen gülümsemenin bir çikolatada saklı olduğuna,
İçimdeki büyümek istemeyen kıza,
Her zaman gülümseyebilmeme,
Çiçek seven kadınlara,
Öküz gibi yiyip kilo almayanlara,
Sevgilisine otu boku aldıran kadınlara,
Kirpiklerimin bu kadar çok dökülmesine,
Beni incitenlerin başına sürekli bir şeyler gelmesine,

vs. vs. şaşkınlığı yaşayan bir insanım. Şaşırmak güzeldir. :Pp

Bazen o kadar embesil oluyoruz ki Google bile bize dilimizi nasıl yazacağımızı gösteriyor... !!!!

31 Ekim 2009 Cumartesi


Ellerin...!

Bembeyaz tenimde esmerliğin...!


Geçenlerde, "İçimde hissettiklerimi dışıma yansıtmayacak kadar soğuk bir duruşa sahip olduğumu" söyledi 17 yıllık arkadaşım. Duymayı beklemediğim bir söz olunca bakakaldım yüzüne. Oysaki ben kendimi hep sıcak bir insan olarak tanımlardım. Görünen köy ne farklıymış.

Sana kızgınlığım mı, kırgınlığım mı?
Ah!
Onların hepsi...
Gitmeme izin verdiğin için!

Gittiğin için değil.

Hala kavgadan kaçan bir ben varmış...! :( Oysa ne çok istemiştim hayatımdan çıkıp gitmesini umursamadan, bağıra çağıra beni kırdığı yanları söylemeyi... Yaparım sanıyordum. Umursuyormuşum. Lanet olsun! Sözcüklerim yarıda kaldı ve ben neyse birbirimizi kırmayalım deyip geçiştirdim. İçim o yönünü söküp atmak bu irinden kurtulmak istiyorum şuan.
Sana ancak ben kendi tadını tattırabilirim.

Sen nasıl istersen öyle algıla!

29 Ekim 2009 Perşembe



Aramızdaki şehvet belki zamanla şefkate dönecek.
Ama sen her zaman, her ikisi ile de sar beni.
Şefkatinde şehvete dönüşebilir biliyorsun.