18 Kasım 2009 Çarşamba

Sevdiğim büyük şehirler gibiydin sevgilim.

öyle doygun,
öyle kalabalık,
öyle vefasız,
öyle dolu,
öyle büyüleyici,
öyle içine hapseden...

Ve ben seni küçük şehirlerin içinde, büyük şehirlerce sevdim.

Çocuklarımız kalmış dudaklarımın kenarlarında...

Sense iyice yayıyorsun suratıma!

17 Kasım 2009 Salı

İnsanlık için sıradan bir pazardı
ve ben en son
bir havaalanında görmüştüm yüzünü.
ve sıyrılıp, kaçıp gitmek istercesine ayrılmıştım kollarının arasından.
kalırsam ağlayacaktım.


Sıradan bir pazardı...
ben sana aşıktım.
Bilmem kaç şehir uzaklığındaydım sana.
Kaç şehir gözüm kapalı yaklaşmıştım.




Bugün yine sıradan bir gün
ve ben şu an
seninle yapmadığım bir şeyi yapmak isterdim
Aynı masada oturmak mesela!
Yanyana bardaklar
Aynı tabaktan yemek yemek gibi...
Ya da kahvaltı hazırlamak belki sana...


Yoksun
Yokluğunla bile anlamlanmıyor bir çok şey.


Yalnız senin anlayabileceğin bir dille konuşmak istiyorum sana.
Ama yalnız benim anlayabileceğim bir dille anlat değil.
Sıradan bir günde, sıradan insanlığa ilan etmek, belki istediğim
kraliçeliğimi.


İstediğim
Sıradan bir gün gidişini izlemek belki...

Geleceğini bilerek...







Artık sadece bana acı vermek için varolduğunu düşünmeye başlıyorum!

Beni ilk öptüğün gündü cumartesi

Sana geldiğim ilk gündü o cumartesi

Daha anlamlı sayılamazdı.


Gidiyordum.
Sesini duydum, kısacık bir an diliminde.
Yetmedi.
"Üzülme" dedim kendimi teselli edercesine.
"Üzül" dercesine İstanbul bile ağlayarak uğurladı beni.
Ne isterdim biliyormusun?
Sözlerin keşke havaya düşseydi. Boşlukta sallansalardı...
Ama suya düştü. Su götürdü hepsini tek tek, atmaya kıyamadı.

16 Kasım 2009 Pazartesi

biliyormusun, yüzümü ellerinin arasına vermeye hazırdım. Hazırım.



İşte tam senden sonra kabuklaştı yaralarım...
Anlatamadım
Kabuğa çekilme vakti...

Güzel yürekli biri, bana "peri" dedi.
Ne de güzeldi.
Gülümsetti.

Seni yazarken, ikinci bir cümle daha ekleme hali benimkisi .
Sen mi yetmiyorsun, ben mi doymuyorum bilmiyorum.
En güzel yazılarımı hep seni sevdiğim anlarda yazdım ben.
Ve buna hep şaşırdım.
Hoş bir yazı...

Kadın mısın, erkek misin bilmiyorum ama bu yazı sana... Kadın aşk ve seks bir arada olsun ister... Tıpkı romantik komedilerdeki gibi...Yani kadın her daim hem aşık olacağı hem de sevişebileceği bir Hugh Grant ister hayatında...

Erkekse hem eteğine, saçına karışabileceği bir sevgilisi, hem de bir haremi olsun ister...Ne sevgiliden vazgeçmek ister, ne hareminden...
Aşık olmak sadece erkeğe yakışır...Kadına mı? Kadına asla...Kadına yakışan salt aşktır...Aşık kadın "nasıl olsa bitecek" sezgisiyle hareket eder...Aşık erkekse "sonsuza dek sürecek" yanılgısıyla...
Kadın için seks erkeği kendine bağlamada kullandığı bir para birimi gibidir... Kadın hiçbir zaman bu para değer kaybetsin istemez... Kadın piyasalar kadar kırılgan, bileşik endeks kadar değişkendir... Hayatını hiçbir zaman sabit bir kura bağlamaz...
Erkek içinse seks kendisini bir kadına bağlamasındaki en değerli yatırım fonudur. Erkek bu fonu hiçbir zaman bozdurmak istemez...Çünkü erkekte seks her daim dalgalı kur sistemine göre işler... Bir iner, bir çıkar...Bir çıkar, bir iner...
Bir erkek doyduğu için kadınından bıkar...
Bir kadınsa doyamadığı için erkeğinden sıkılır... Bu ikisi arasında çok büyük farklar vardır...
Kadın erkeğin ona kul köle olmasını ister...
Olunca da ondan nefret eder...

Erkek ise kadının kendisine köle olmasını istemez...
Olunca da onu sever...

Erkekler deli gibi aşık olurlar ve zamanla akıllanırlar...
Kadınlar ise akıllı gibi aşık olurlar ve zamanla delilirler...
Kısacası aşk ve seks, kadını ve erkeği farklı etkiler...
Herkesin aradığı aşkı ve seksi bulması dileğiyle...
Güle güle kadın...
Güle güle erkek...



* Mailime gelen bir alıntı...
Ve çekildi bedenin tenimden...
Sen giderken, ağırlığın gitti en çok üzerimden...
Bitme istedim...
Susuzluğumsun
Aslında sende biliyorsun.
Öyle anlar vardır ki;
Dışarıdan bakmayı denesen acıdır!
İçeriden bakmayı denesen acıtır!
Öyleyim işte, tesadüfün böylesi dedirten bir an dı sana gelemeyişim.
Seni yutmak,
Hep seni solumak
Şu aralar imkansız görünen tek şey!


15 Kasım 2009 Pazar


Hiç anlamadın
Sana dair yazılanları göremeyecek kadar körsün sen.
" Zamanın birinde,
Çok ötelerde...
Biz,
İkimiz seninle
Kilimden evimizin,
Anne ve babası olmuştuk değil mi?
Üşüdüğüm anlarda,
Masa örtülerini sıkıca çekerek ısıtmaya çalıştığın...
Bugün...
Şimdi...
Nedendir bilinmez, aklıma geldin.
Özlediğimi hissettim..."

* Ve insanların hayatında nefret ettikleri şeyleri yapmakta üzerime yok haklısın.

Gözlerine baktığımda kendimi görmek güzeldi...