23 Kasım 2009 Pazartesi


Hadi Şundan çeksene bir nefes.
Virgüller, noktalar ile birleşip, kavuşan yollarımız; ünlem işareti ile sona eriyor. Ne yazık.

"Burası bir sahne... Burada herkes kendilerine biçilen rollerini oynuyorlar" demişti şu an varlığından hiç haz etmediğim bir adam. Aklıma geldi de... 
Bazen bazı insanların haklı çıkmasına bozuluyorum ister istemez. "Rollerinize de... Size de... Kaçınmalarınıza da lanet olsun" demek geçiyor içimden şu an.

Küçük bir şehirden gelen, küçük bir kız gibiydim...

Yetişkin rolleri oynuyordum sana...

20 Kasım 2009 Cuma


ve sıyırıp eteğimi
ve uzatıp tek bacağımı diğerinin önünde;
kendi acımı sarıyorum bilinçsizce!!

Bende gördükleri hala sevgiye, aşka, yeminlere inanan o kendi çocuksu halleri. O hallere geri dönmek istemiyorlar… Bendeki o saf, koşulsuz sevgiyi görmek istemiyorlar…

Anladım artik benim karşılıksız aşkımdı insanları korkutan; kendimi verişim birden bire insanlara, masumiyetti, o insanın içini ısıtan gülümseyişi görmeleriydi benden uzaklaştıran.

Beni bu masum hallerle sevemiyorlardı. Onlar kendilerini süründürecek, acı çektirecek kadınları arıyor, onlarla kaybolmak, yeniden bulmak istiyorlardı. Kendilerine kötü davranan kadınları seviyorlardı. Ben hep iyi olandım ilişki de.

Hem acı çekmekten korkup, hem de acıya karşı dayanılmaz istek duyan insanlar vardır ya, öyle bir çekim duyuyorlardı.

Bütün kırılgan yanlarınızı örtün siz. Yıllarca gerçek sevgiyi beklerken sanki ona hiç ihtiyacınız yokmuş gibi davranmaya devam edin. Bu kusursuzluk, bu yenilmezlik sandığınız şey sizin olsun. Ben bu oyunda yokum…

Ben artık anlıyorum. Hayattaki asıl gerçek mutluluklar burnumuzun dibinde olanlar.

Önemli olan o anları yakalayabilmek. Korkmayın dalın ucuna gitmekten. Gidince anlayacaksınız ki meyve orada. Sizi bekliyor…

Ama siz en iyisi gidin saklanın odalarınıza ve hatta kendinizi korumak için isinize verin.
Sizin gözünüzü kazanmak bürümüş
!


Büyük şehirler gibiydin sevgilim...

Varlığım kalabalığında kayboluyordu...

Kadın olmak; sarmalanmak isterken, hayal kırıklıkları ile kendine sarılmak.

19 Kasım 2009 Perşembe

Hani böyle birisi gelsin sana arkandan sıkıca sarılsın, seni koklasın istersin ya...
Yada kollarının arasında boynuna gömülesin gelir ya birinin... Öyle bir an geldi. Sadece sarılınmak istiyorum . :(
Kadın olmak;
Bazen gereksiz bir biçimde, fazla incinilebilir olmak.

Şu an ne isterdim biliyor musun?

"gözlerinden tanımak seni"
Sen 2000 li yılların adamıydın...
Bense 1980 lerde kalmıştım...


Çocukluğunda sevdiğin ne varsa
Vardı bende
Öyle işte!

Ama sen benim bugünümdün.
Ben senin dünündüm..

Yaz tatillerinde öğrenilen sureler gibiydim, belli dönemlerde hatırlardın beni.
Mutfaktaki turuncu kaplıklı sandalyeler oluyordum bazen. Rahat ve huzurlu.

Ben beyaz mobilyaların kadınıydım.
80 lerde kalmıştım.
Senin çocukluğunu bulduğun...

18 Kasım 2009 Çarşamba


Hep seninle lades oynayan çocuk gibiydim.

Sana her seferinde bile bile yenildim...

Aklımdaydı...

Ama sana yenilmeyi bile çok sevmiştim.
Sevdiğim büyük şehirler gibiydin sevgilim.

öyle doygun,
öyle kalabalık,
öyle vefasız,
öyle dolu,
öyle büyüleyici,
öyle içine hapseden...

Ve ben seni küçük şehirlerin içinde, büyük şehirlerce sevdim.

Çocuklarımız kalmış dudaklarımın kenarlarında...

Sense iyice yayıyorsun suratıma!

17 Kasım 2009 Salı

İnsanlık için sıradan bir pazardı
ve ben en son
bir havaalanında görmüştüm yüzünü.
ve sıyrılıp, kaçıp gitmek istercesine ayrılmıştım kollarının arasından.
kalırsam ağlayacaktım.


Sıradan bir pazardı...
ben sana aşıktım.
Bilmem kaç şehir uzaklığındaydım sana.
Kaç şehir gözüm kapalı yaklaşmıştım.




Bugün yine sıradan bir gün
ve ben şu an
seninle yapmadığım bir şeyi yapmak isterdim
Aynı masada oturmak mesela!
Yanyana bardaklar
Aynı tabaktan yemek yemek gibi...
Ya da kahvaltı hazırlamak belki sana...


Yoksun
Yokluğunla bile anlamlanmıyor bir çok şey.


Yalnız senin anlayabileceğin bir dille konuşmak istiyorum sana.
Ama yalnız benim anlayabileceğim bir dille anlat değil.
Sıradan bir günde, sıradan insanlığa ilan etmek, belki istediğim
kraliçeliğimi.


İstediğim
Sıradan bir gün gidişini izlemek belki...

Geleceğini bilerek...







Artık sadece bana acı vermek için varolduğunu düşünmeye başlıyorum!

Beni ilk öptüğün gündü cumartesi

Sana geldiğim ilk gündü o cumartesi

Daha anlamlı sayılamazdı.


Gidiyordum.
Sesini duydum, kısacık bir an diliminde.
Yetmedi.
"Üzülme" dedim kendimi teselli edercesine.
"Üzül" dercesine İstanbul bile ağlayarak uğurladı beni.
Ne isterdim biliyormusun?
Sözlerin keşke havaya düşseydi. Boşlukta sallansalardı...
Ama suya düştü. Su götürdü hepsini tek tek, atmaya kıyamadı.