27 Ocak 2010 Çarşamba


Bugün elim vicdanıma gitti, sigaramdan önce...!

Usulca sokul bana...




"Merhaba"

Şimdi hangi evde yaşasam, ilk evimizin tadını arıyorum.

Sahur kahkahalarını,
pazar kahvaltılarını,
tavanarasını,
dedemin anneme yaptığı sandığı,
karı,
bana o zamanlar asırlık gibi görünen altında sallandığım kayısı ağacını,
beyaz noktalar bulunun taştan banyo zeminini,
odunluktan korkmamı,
kabuslarımın sokağını,
elektrik direklerimi,
damı,
pembe duvarları,
kömür sobalarını

...

26 Ocak 2010 Salı


Aynı yastığı paylaşmak istiyorum seninle

Nokta 
Suyun yüzeyindeyim.
Elimde bir mızrak var sanki.
Kendimi koruma iç güdüsü duyuyorum.
Ayaklarım havada uçup kaybolan bir notalara benziyor.
Bir an belirip bir an kayboluyor.
Hızlı da değilim üstelik.
Yavaş çekim ilerliyorum.
An larda biraz asılı kalıyorum.

Dudaklarım bir yaprak bu gece.
Yağmurları biriktirmiş, akmak üzere.
Nereye düşmesi gerektiğini bilmeyen bir damLAyı barındırıyorum üzerimde.

Gözlerim kapalı...

Fazla senfonik
ve  
az biraz drama queen tadında
bir müziğin notasıyım
Fa dan geriye gidemem belki...
Ama bilirim,
 ben en çok LA ları severim. 


Su damLAsı olarak akmak için, bir yaprağın üzerinden... 
Parçalarımı toplamam, bütünleşmem lazım...

Yaprağın üzerindeyim.
Akacak yerimi bulacakmış gibi hayal meyal duyduğum notamın izindeyim...

Şunun şurasında; iklimlerimden geçip, binlerce arpa boyu yol gideceksin iliklerimde...

(Hemen gitme diye, hemen bitme diye)
 


Ne zaman dualarıma girersen, o zaman hayallerime inanacağım ve doğru zamanı bekleyeceğim.

Tüm nazlanmalarınmı, alınganlıklarımı, seni kızdırışlarımı çektiğin için teşekkür mu etsem, özür mü dilesem bilemiyorum ama sesinle uykuya dalmak çok güzel.
Sesine alışmak da...

25 Ocak 2010 Pazartesi





Ellerim yerçekimine yenik şu günlerde...

Bana beden ol istedim... Bedel değil!

Bir sopanın tenekeye vurma sesi gibi...

Ve bir okula seneler sonra girdiğinde bile, tost yeme isteği gibi...

Buraların kokusunu özledim ben...

Yeniden...
Yineden...



...

Bir adam suya bir taş atmış...

Onun dinginliğini bozup, kızın aklını karıştırmış.

...

20 Ocak 2010 Çarşamba



İnsansın!

Ve belkide sen en çok bundan utanmalısın...!

14 Ocak 2010 Perşembe


Sesini duyduğumda dağılmak, sonra sil baştan toparlanmaktı...

Seni sevmek!

Geçtiğimiz sene günler "bir sen boyu" kadar geçmişti...

Kilometreler açıp, sana gelmekti;

Seni sevmek!

Bazen sesinle nefesime etki etmendi;

Seni sevmek!


Birbirimize ikişer adım geleceğimizi sanarken, bir adım geride durmak değil!






Yana çekilip yol açmaktı bazen, seni sevmek!

Ve beni, benim sevme bicimimde sevemeyecegini kabullenip, her şeye ragmen demekti...

Seni sevmek!
Di' li geçmiş zamandan bugüne taşınan bir yorum...

Bir zamanlar biten ne olduğunu ve yerine neyi koyacağımı bilemediğim bir halim vardı. "Ne olduğunu" derken; aslında onun ne olduğunu biliyordum. Ama onu hayatımın neresinde tutmam gerektiğini kestiremiyordum. Adı aşktı evet ama, hala aşık kalmak istemediğimi, kokusunu unuttuğumu farkettiğim an, anladım ki ben boşluğu zaten kendimle doldurmuşum. Yerine koymam gereken hiçbir şey yokmuş aslında. Adı aşkmış o zamanlar. Çünkü hayatımda sevilecek en güzel şey oymuş o zamanlar.