Gidenin tek yaptığı şey, vakti gelene dek kalan olmaktır.
28 Ocak 2010 Perşembe
27 Ocak 2010 Çarşamba
Şimdi hangi evde yaşasam, ilk evimizin tadını arıyorum.
Sahur kahkahalarını,
pazar kahvaltılarını,
tavanarasını,
dedemin anneme yaptığı sandığı,
karı,
bana o zamanlar asırlık gibi görünen altında sallandığım kayısı ağacını,
beyaz noktalar bulunun taştan banyo zeminini,
odunluktan korkmamı,
kabuslarımın sokağını,
elektrik direklerimi,
damı,
pembe duvarları,
kömür sobalarını
...
26 Ocak 2010 Salı
Suyun yüzeyindeyim.
Elimde bir mızrak var sanki.
Kendimi koruma iç güdüsü duyuyorum.
Ayaklarım havada uçup kaybolan bir notalara benziyor.
Bir an belirip bir an kayboluyor.
Hızlı da değilim üstelik.
Yavaş çekim ilerliyorum.
An larda biraz asılı kalıyorum.
Dudaklarım bir yaprak bu gece.
Yağmurları biriktirmiş, akmak üzere.
Nereye düşmesi gerektiğini bilmeyen bir damLAyı barındırıyorum üzerimde.
Gözlerim kapalı...
Fazla senfonik
ve
az biraz drama queen tadında
bir müziğin notasıyım
Fa dan geriye gidemem belki...
Ama bilirim,
ben en çok LA ları severim.
Su damLAsı olarak akmak için, bir yaprağın üzerinden...
Parçalarımı toplamam, bütünleşmem lazım...
Yaprağın üzerindeyim.
Akacak yerimi bulacakmış gibi hayal meyal duyduğum notamın izindeyim...
25 Ocak 2010 Pazartesi
20 Ocak 2010 Çarşamba
Kaydol:
Yorumlar (Atom)