10 Şubat 2010 Çarşamba


Büyülendiğim bir şehrin üzerine çökmüş, duman kadar basıksın sen.

Sokaklarına yanaştıkça boğuluyorum.

Tüylerin ürperirken tenime batıyor! Farkında bile değilsin.
Bugün sadece bu şarkıya bırakmak istedim kendimi...





Olduğun yerde, mutlu olmanı dilemekti...

Seni Sevmek!



Rüyamda bana geldin.
Böylesi suskun gidişlerinin altında, böylesi esaslı gelişlerine hala alışamamışım anlaşılan.
Uyandığımda, gözlerimi araladığımda; yastığımda kan izleri vardı.
Ağzımda buruk, kekremsi bir tad.

Kanım donuklaşıncaya dek enfes iken, katılaştıkça acıyor.

9 Şubat 2010 Salı


Biliyor musun, geçenlerde midemi yıkadılar!

Ölmek üzere iken kurtarıldım, tanımadığım biri tarafından. 

- "En son ne yiyip,  içtin" dedi doktor. Gözbebekleri küçülmüş gözlerime bakarak...



Konuşamadım... Ne diyebilirdim ki kayda değecek...

Doktorun yüzüne bakıp;

(Bahsettiğin tüm sözcüklerin ilaç gibi gelirdi...)

-"O söyledi, ben yuttum" diyemedim...

Bende bıraktıklarının bu kadar oturup, zehirleyeceğini bilemezdim...


Aslında gelişinden belli idi, gideceğin...
Aslında baştan belli idi, kendine bir beden büyük gelen laflar ettiğin...

Çünkü...

b / itti.


8 Şubat 2010 Pazartesi

Avuçlarının çizgisinde saklanmış benimde kaderim...


Anlamıştı...
Tanımıştı artık, dünyayı yeniden. Düzeltmenin yalnız kendinde olmadığını, ne kadar denerse denesin, insanlar gayretsizliğe devam ettikçe bir yere varamayacağını... İyi ve olgun tavırların onu bir yere götürmediğini, bu dürüsütlüğün insanlara fazla geldiğini onu daha çok kırdıklarını anladı.


 ...


En son ayakkabısını ayağına geçirdi. Artık bu iyiliğe bir son verip, onları kendi yalanları ile kandırmaya hazırdı. Derin bir nefes alıp evinin kapısına uzandı. İndirip kolu, kendine çizdiği yolda yürümeye hazır bir şekilde ilk adımını attı. Arkasına bakmadan devam ederken düşüncelerin sağanağına uğradı.

 
Ah! Bu düşünceler…! Hepsi neden bir vagon edası ile birbiri ardına gelirdi ki!


 
-“Tanıdığım tüm adamlar beni düşledikleri kadın sandılar. O nedenle kendilerini ya çok gizlediler, ya da çok övdüler. Benden gerçekler duymayı beklerken olmadığım bir role bürünüp anlatmamı istediler. Anlattıklarımı dinleyince bu dürüstlüğün kendilerine fazla geldiğini söyleyip uzaklaşırken, arkalarından bakakalan bendim!"

 
Şu an; tek olmayı isteyen erkeklik egolarına söylenecekler biriktirmişim bilmeden aylarca. Şimdi tek sözüm ilk olmayacakları gibi, sonda olmayacaklarını haykırmak…!



Isırdığında lezzetini duyumsayıp, baktığında senden önce oluşmuş kurtları görmek!


Adını koyamadığım bir duygu bu tanımlayamadığım... Sevgi mi desem, ihtiras mı desem bilmiyorum ama bu duygu; ses tellerinden salıncak misali senden bana, benden sana sallanmaktalar. Ve bu beni besliyor.



Küfürler çocuk cesaretine bürünüp, dudaklarımdan ip yapmış atlamaktalar birbiri ardına... Peşi sıra...

6 Şubat 2010 Cumartesi

Uykuya dalmadan önce, düşündüğüm son şeyin sen olmasının guzelliği idi... Seni sevmek...

5 Şubat 2010 Cuma

Garip olan ne biliyormusun. Bir meşe palamutu gibisin... Ormanlarim yaniyor, ama tohumlarin icimde, her seferinde
İcime çektiğim tek şeyin, nefesin olmasını istemekti... Seni sevmek...!

"Elini elim yaparım" 
dedi.  
............
Bundan daha tutkulu bir söz olamazdı o an.

4 Şubat 2010 Perşembe

Ne istiyorum biliyor musun?

Koynunda uyuya kalmak...

Ve uykularımdan gülümseyerek uyanmak!


Sen kadar zor olamazdı!



İlk önce kendi içine kusarsın hazmedemediklerini... Sonra başkalarının içine...
Bazen...

"bir minicik kız çocuğu bak... duruyor orada hâlâ... anlatamam gördüklerimi... o neşeli çocuğa..."



* Sezen Aksu