İkimizde aynı körebe oyununun birer parçasıydık. Başka bir bok değildik.
Yüzümü ellerinin arasına vermeye hazırken,
neden?
Şimdi yüzüm kendi ellerimin arasında?
Senin için kırmızı oldum bak!
23 Şubat 2010 Salı
Boşversenize hep aynı sondur bu. Bir yerden sonra;
Arayan da pişmandır, aranan da.
Ben senin;
defalarca kaybedilip,
defalarca fethedilmiş kalendim...
Şimdi ne sen bir Fatihsin,
ne de ben senin Sultanın...
Şimdi;
Bir Şehr-i İstanbul oldu aramızdakiler.
Bir Şehr-i İstanbul gibi kaldı aramızdakiler...
Senin bu "en güçlü" olma hırsından bunalmıştım en çok…
Eski notlarıma bakarken şu yazı ile karşılaştım;
"Dürüstlüğüm buradan ileri gelir. Başka yüzlerimi saklayacak ve iki yüzlülük yapmadan. Başlangıçta tüm kötü yanlarımı ve yaptıklarımı gözler önüne sererek, beni olduğum gibi gören gözlere sımsıcak bakabilirim. Benim kötülüğüm kalbimin derinliklerinde pusuya yatmaz ve tetikte beklemez."
Zaman geçiyor...
Büyütürken, büyüyorum...
22 Şubat 2010 Pazartesi
Daha 5 var,
Seninle başbaşa kalacağım vakitlere...
Çünkü;
K / aybettin...!
ve
bir üzüm bile olamamak hayatında.
Sana bakıp bakıp kararmaya...
19 Şubat 2010 Cuma
Bir ağacın adında saklanmış adım bile...
Kendi içimde ki ağaçlara, odalara, kapılara bile bir isim veremiyorum.
Kimse, hiç kimse Ophelia olmanın ne demek olduğunu tam anlamıyla düşünmedi!