5 Mayıs 2010 Çarşamba

İşte bazen;

 fevriliğim, cehaletim deliliğimden.

"He" deyip geçiyorum kendimi bile
Ah kırmızım,
Kanım,
Kadınlığım,
Saçlarım,
Aslında bakmayın geniş zaman kelimelerime.
Hayatımı hep -mış tadında yaşadım

Mesela;
Bin bir ejderhanın alevi saklandı, her bir saç telime.
Bu yüzden ne zaman savursam!
Yaktım ortalığı bilinçsizce.

Ve bu yüzden,
Rapunzel bile halt etti yanımda.
Rüyalar gördüm -mış  zamanlarda,

Medusa olmuştum,
Libya' nın çölünde yılana dönüşmüşüm bir ara.
Kesip bir telini Musa' ya,
Diğer telimi Kızıldeniz e vermişim.
Boyamışım, saç rengim bundan akmış.

Koparmışım,
İki suyu karıştırmayan denizi saç telim ayırmış.

Göklere,
Laleye,
Çınara,
Kumaşa,
Son bahara,
Onun dudaklarına 
kızıllığımı vermişim.

Hiç bir şeyi sonlandırmamak adına
bu yazıyı da yarım bırakmışım.
Uzatmışım sonsuzluğa...


4 Mayıs 2010 Salı

Hangi türkünün ezgisiyim bilmiyorum.
Yada hangi salonda çalınan bir sonatım.
En güzel düğünlerdeki adımlardan biri değilim.
Aynanın karşısına geçip, duvağımı kaldırdığım an;  kendi yüzgörümlüğümü takıyor gibiyim.

İçimdeki su cesedimi kıyıya taşıyor.

Bugün biraz umutsuzum.
Ve sözlerimi bir şiirin mısraları ile noktalıyorum...

"sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte
içimde vahşi tamtamları inlerken ölümün
acının acıya, nefretin nefrete
karanlığın karanlığa dönüştüğünü gördüm
beyaz bir at gibi uzaklaşıp yiterken ömrüm" *



* Tuğrul Tanyol


2 Mayıs 2010 Pazar

Kadın olmak;
Varlığından çok var oluşunun insanlığa yetmesi...
Hepimiz cennetteki hurilerin dünyadaki suretleriydik aslında. Hepimizin kanında biraz Havva vardı.

26 Nisan 2010 Pazartesi



Adım gibiydim.
Yerim bile belliydi alfabede.
İki heceden,
Tek kelime...

(Adım gibiydim ve aslında sanaydı tüm adımlarım.)

Sadece bir kez harf atlayıp, sana ulaşmaya çalışan.
Yanyana, ama sanki yapışkan,
A dan sonra B nin gelmesi gibi...
yada tam tersi!

Adım gibiydim işte.
ve işte sanaydı tüm dualarım, yorgunlukların, hayata tutunuşlarım!

Şimdi ilk heceme inat, ikinci hecemde geri gidiyor ayaklarım.
Öyle ki, ben artık;
 "kendini sana hatırlatmaya çalışan, çırpındıkça daha çok yorulan..."

(Hani demiştim ya, gitmen için gelmen gerekiyordu diye.
İşte ben senden gitmek için, önce sana geldim.)


"Şimdilik" diye;
Beni boynumdan koklayarak uğurladığın için...

Bunun benim için anlamını asla bilemezsin.
Teşekkür ederim.



22 Nisan 2010 Perşembe


Aradaki fark neydi biliyor musun?

Gitmen için gelmen gerekiyordu...

Ama benden asla gidemeyeceksin
(nokta)



Eğilip kulağına bedenimi fısıldamak.
Yüzüne yüzsürmek istiyorum.


Kapitalist bir tutku benimkisi.
Her kapitalist yıkımın ardından, faşizmi bekleyen...


21 Nisan 2010 Çarşamba

Dudaklarınla uyuyabilmek,
Dudaklarında uyanabilmek...
Aşka 36 adım kaldı.
Birikintilerinde saplanıp kaldım.
üzerimde,
İçimde,
Dilimde
Biriktirdiğim senler dışarı taşıyor.

20 Nisan 2010 Salı

lütfen,
Şimdi ört perdeleri.
bu ışık fazla bana
eşiğinden içeri adım attımda, kalacak kadar olmak istemedim yanında...
Ben senin varya;
ademelmanda kaybolmak istiyorum.
:)

Bırak kokunla başım dönsün...





Seni istiyorum...
Hayatımda olup olmaman gerektiğini düşünmeden,
irdelemeden..
Bana katılacak artı ve eksileri bile,
seninle yaşamak.
Seni istemek...



19 Nisan 2010 Pazartesi



ve aşk...
seni düşlerken saç diplerimin terlemesi gibi bir şey bu.

Birden bire bir ateş basması.
Adını sayıklama halleri..
Yanında olma isteği,
Koltukaltına girip çıkmak istememe.

geri sayıma giriyoruz ya,
gözlerimi açtığımda seni görmeme 5 gün kaldı...


Biliyorsun ama anladın mı bilmiyorum.
Dönüş biletimi almayı erteliyorum sürekli...


Bazen;
kendi gölgeme sığınırken,
kendi güvensizliğimi farkedip,
altına girdiğimde üşüyorum.


15 Nisan 2010 Perşembe

Sularımda kağıttan kayıklar var, şu sıralar.
Battı batacaklar.

Bir çalıya takılırsa batacağından korkuyorum, taa ne zamandır.

14 Nisan 2010 Çarşamba

Yorumlardan arta kalan zamanlarda bulmaktı;
Seni Sevmek!

Adın o zaman "umut" olurdu.