Aslında; en çok seni koklamayı ve yüzüne dokunup, sana uzun uzun bakmayı özledim.
16 Ağustos 2010 Pazartesi
13 Ağustos 2010 Cuma
"Kelimelerde ustalaştın ama henüz boşluklarda ustalaşmadın. Bir cümlenin anlamlı olması için arada boşlukların bulunması gerekir, bir müzik eserinde de duraklar.”
Poulo Coelho / Portobello Cadısı
* Çok anlamlandırdığım bir cümledir... Hayatımız gibi. Müzikte, dansta, yemek yerken, su içerken, yürürken... Nefes gibidir duraklar.
12 Ağustos 2010 Perşembe
Bugün "suizleri" nin yayına girmesinin yıldönümü.
Uzun cümleler ve kendimi anlatma çabasınan yorulup, kısa cümleler ile hissettiklerimi anlatmaya çabalamıştım. Çoğu zaman anlık hislerimi paylaştım. Kızgınlıklarımı, kırgınlıklarımı, sevinçelerimi, heyecanlarımı, tutkularımı, davranış kalıplarımı, arınma çabalarımı...
Geriye dönüp baktığıma 1000' e yakın yazı girmişim. "Suya iz bırakmak gibidir anlar" demiştim. :) Bunu kelimelerle oynayarak yapmaya çalışarak, yazdım geçtim.
Şimdi "iyi ki" diyorum. İçime sinen tek blogum burası oldu. Gerçek beni özgürce dökebildiğim bir deniz...
Güzel bir mısra ile noktalandıralım istedim bu günü. Güzel günler diliyorum...
"Çünkü hayat; ölümün insana oynadığı en trajik, en mükemmel, en acımasız oyunuydu.
Uzun cümleler ve kendimi anlatma çabasınan yorulup, kısa cümleler ile hissettiklerimi anlatmaya çabalamıştım. Çoğu zaman anlık hislerimi paylaştım. Kızgınlıklarımı, kırgınlıklarımı, sevinçelerimi, heyecanlarımı, tutkularımı, davranış kalıplarımı, arınma çabalarımı...
Geriye dönüp baktığıma 1000' e yakın yazı girmişim. "Suya iz bırakmak gibidir anlar" demiştim. :) Bunu kelimelerle oynayarak yapmaya çalışarak, yazdım geçtim.
Şimdi "iyi ki" diyorum. İçime sinen tek blogum burası oldu. Gerçek beni özgürce dökebildiğim bir deniz...
Güzel bir mısra ile noktalandıralım istedim bu günü. Güzel günler diliyorum...
"Çünkü hayat; ölümün insana oynadığı en trajik, en mükemmel, en acımasız oyunuydu.
Senin için ölüyordum. Durum buydu!"
Küçük İskender
"Adın eter kokulu idam gecesi...
gitarın kopan teli,
ilk gecede birbirine doluşan
ilk gecede birbirini kusan iki sevgili
adına cinayetler işledim,
saklamıyorum.
itinayla dörde böldüm hayatı.
herkese kanlı bir parça düştü,herkese tufan.
sıyrılıp gittin çıkardığın yangından..
yüzün bir metalin eğrilmesiydi sanki..
gittikçe kuruyan bir ağacın en üst dalı..
yüzün hançer, yüzün annem, yüzün soytarı
cehennemden yeni çıkmış bir meleğin çığlığıydın..
otopsi masasında unutulan parçasıydın
didiklenmiş bir bedenin, rahmiydin..
dalağıydın,kalbiydin,sendin..
eğilip öpmüştüm her bir parçanı....
adın eter kokulu idam gecesi..
adın derin bir acı!"
Altay Öktem
Mutlu yıllar Su izleri :)
10 Ağustos 2010 Salı
Hani küçükken her nerede, ne şekilde, nasıl uyursan uyu; hep yatağında uyanırdın ya...
Yatağım gibiydin!
Dün bir arkadaşım enfes bir tanım yaptı seninle ilgili. Hani üzerine diyecek söz bırakmadı bana.
-"Nasıl yapıyor biliyor musun?
Aşkla, sevgi ve sevinçle seni havaya fırlatıyor
Ama tutmayı unutuyor.."
Durum buydu!
Adam dedi ki...
Elim hava da,
bu bir veda mı, merhaba mı?
Kadın dedi ki...
Diğer elindekini saklamak ve hedef saşırtmak icin kaldırmış gibi.
Diğer elindekini saklamak ve hedef saşırtmak icin kaldırmış gibi.
Sen adam; elinde ne saklıyorsun bana göstermek icin?
Bir çok insan iki farklı seçenekten birisini söyleyebilirdi. Aslında kadın birçok insandan farklı değildi. Sadece kendine özgüydü, o kadar...
9 Ağustos 2010 Pazartesi
8 Ağustos 2010 Pazar
Ah sevgili!
Sen başkaları ile birlikteyken o kızların gelip bana senden bahsetmelerinin anlarını sana nasıl anlatabilirim ki?
İşte böyle oldu hep...
Gün geldi, kırıldı heves.
Kalp gibi, cam gibi.
Sızladı burnumun direği...
Güven vererek duruyordum karşında.
Görmüyordun...
Seni bu hayatta en fazla bekleyen kadın belki de bendim..
Ama dedim ya görmüyordun
kendimi; canın sıkıldıkça aradığın bir kadın olarak hissettirdiğini.
kendimi; canın sıkıldıkça aradığın bir kadın olarak hissettirdiğini.
Sanki yalnızlıklarını kapatmak için geliyordum senin dünyana..
O kadarlıktım.
Sen istediğin zaman, istediğin rollere büründürüyordun beni..
Sonra hiçbir şey yokmuş gibi,
senin adına arkadaşlık dediğin, benimse aşk dediğim o hallere geri dönüyorduk.
Fazlasını istemem, senin bir kulağından girip öbüründen çıkıyordu.
Cevapsızdın, kayıtsızdın isteklerime.
Canım yanardı.
Anlamazdın.
Okumadığın yazılarımdan birinde "tarihim sana tekekkürden ibaretti" yazmıştım.
Seninle ne zaman konuşsam senin sevdiğin şeyleri hatırlamanın sancısını içimde hissediyordum her defasında...
Bazı anlar hüzüne boğulup "Keşke" diyordum, "keşke bu kadar sevmeseydim bu adamı."
Bilmeseydim hangi saatlerde yatıp yatmadığını mesela. Aramak için tereddütlerde kalmasaydım. Damdan düşer gibi olsaydım hayatında.
Hangi yiyecekleri sevdiğini veya sevmediğini,
Giymekten hoşlandığın tişörtlerini,
Annene ne zamanlar gittiğini,
Kimlerle seviştiğini, flörtleştiğini.
Hoşlanacağın kadın tiplerini.
Asla düşünmedin değil mi?
Bunların gözüme sokuldukça bende nasıl bir sızı yarattığını, Beni sorgulamalara el uzattırdığını...
O zaman neden diyordum, neden arıyor beni. Neden "gel deseydin, koşardım ben sana dediğini..."
Ah sevgili!
Söyler misin sen başkaları ile birlikteyken,o kızların gelip bana senden bahsetmelerinin anlarını sana nasıl anlatabilirdim?
İçimde ki o yer acısada hiçbir şey yokmuş, hiç canım yanmamış gibi davranmaya özen gösterdiğimi.
Kendini bir insana o yokken de ait hissetmenin ne demek olduğunu sende yaşadım ben.
Yine bir ilişkin olduğunu öğrendiğim günlerden birinde; hayatıma devam etme kararı alıp, başka birine zar zor alıştığımı söyle nasıl anlatayım?
Uzun bir dönem kimse ile sevişmediğimi, bunun düşüncesini bile olmayan bu ilişkiye yine de ihanet saydığımı...
Uzun bir dönem kimse ile sevişmediğimi, bunun düşüncesini bile olmayan bu ilişkiye yine de ihanet saydığımı...
Anlayamazsın!!
Asla da anlamayacaksın.
Bana vaatler vermekten kaçınırken ama beni sevdiğini söylerken ben;
"hayatındaki yerimin neresi olduğunu bilmiyordum".
Benim kendime ve sana sorduğum soru hep bu oldu.
Sen buna hep cevapsız kaldın!
Şimdi yine bir döngü zamanı..."Çağırsan gelirdim" diyorsun. Doğru gelirsin. Ve sonra eski hayatına geri dönmek üzere gidersin. Ben yine başka kadınlarla yattığını duyarım. Sana bozulur, olmadık anlarda seni kendimden yine uzak tutarım.
Bu hep böyle olmadı mı? Yoksa bu benim aptallığım, sana olan zaafım mı?
Çağırdığım ve gelirim dediğin zamanlarda defalarca neler olduğunu görmedik mi?
Bunca zaman birbirimize hep geç kalmadık mı biz sevgili?
Ben.. Sadece bilmek isterdim, hayatında ki yerimin neresi olduğunu? Salt sevişmek için benimle birlikte olmadığını biliyorum çünkü. Sana ne şekilde davranacağımı seçemediğim gibi, bir de seni kendime dert edinmek istemiyorum.Seni daha fazla beklemek, umut etmek, başkalarını da sevmemenin tek avuntum olmasını istemiyorum ben.
Seninle bir ilişki nasıl olur onu bile bilmiyorum. Hatırlıyorumda bir gün; iş gezilerinden birinde, bir akşamüstü yanındaki arkadaşına "dur bir oğlum sevgilim arıyor" diye cevaplamıştın. Bocalamış ve o an geçmişteki yaşattıkların, özensizliklerin aklıma gelip, sana ilk yalanımı atmıştım. "Hafta sonu başkası ile yemeğe çıkmam gerektiğini, seninle bir ilişkinin yürümeyeceğini" söylemiştim panikle. Telefonda sesszileşmiş yine her zamanki gibi kayıtsız bir cevapsızlığına bürünmüş, sadece haklısın diyebilmiştin... Ne o zaman ne de ondan 6 ay sonra birisi ile yemeğe çıktım. Kimseye dokunmadım, kimseyi düşlemedim. Aslında istediğim hep sendin. Ama emin değildim. Yine üzülmekten, gereksiz bir ümide kapılmaktan korkuyordum.
Bana o güveni hiç veremedin ki... Hiçbir zaman "evet hayatımda sadece seni istiyorum, ileride ne olur ne olmaz bilemiyorum ama benimle olmasını istediğim tek kadın sensin" diyemedin. Bu nedenle sana hiç gerektiği gibi yaklaşamadım. Dokunmaktan, aramaktan, seni nasıl özlediğimi bahsetmekten hep çekindim.
Çünkü başka kızlardan farkım olsun istiyordum. Tamam farklı davranıyordun ama, onlarıda bir şekilde hayatına sokmaktan geri kalmıyordun. Ben senin hayatında bir engel gibi var olmak istemediğimden, sana ültimatomlar koymadıkça sen bunun boşluğunu kullanıyordun.
Bunları neden yazdım hiç bilmiyorum... Sadece sana yazılmış diğer şeyler gibi bunuda okumayacağını bilmem belkide tek tesellim...
Diyorum ya seni en çok seven kadın ben değilim, ama en koşulsuz sevebilen bendim!
Nasılsa yine hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya ve "yine bir yeter artık, yoruldum" anlarına kadar seni yarım bırakmaya devam edeceğim...
5 Ağustos 2010 Perşembe
Adam dedi ki...
Korkularını karşılık benden ne istersin?
Kadın dedi ki...
Yüksekten korkarken, beni aşağıya iter misin?
~~~~~~~
Adam dedi ki...
Korkunu yenmen için kendimi aşağıya atsam. Beni izler misin?
Kadın dedi ki...
3 tane cevap aklımdan geçti.
1. si Eninde sonunda yüzleşmem gerekmeyecek mi? Yanımda güvendiğim birisi olursa ne ala.
2. si bununla kendim yüzleşmeyi tercih ederim.
3. sü hadi birlikte atlayalım o zaman.
~~~~~~~
Adam dedi ki...
O zaman aşağıya atlayan adam üç kadını mı sevmiş olur?
Kadın dedi ki...
Evet... Kadın ve kadının içinde ki; ikiyüzlü kadın.
4 Ağustos 2010 Çarşamba
Kaydol:
Yorumlar (Atom)