4 Kasım 2010 Perşembe

Seni Tanımakta Güzeldi..

Yaşadığımızı sandığımızı, aslında sürekli yıkıntılarını toplamakla uğraştığımız bir sevgiyi sürdürmeye çalışıyoruz. Hiç yanılmam sanmıştım, sonu ne olursa olsun... Ama yıkıntılar arasında sevgiyi yaşayamamaktan yoruluyormuş insan. Ve her geçen gün kendimizi de yıkıntılar arasında kaybediyormuşuz belki de hiç farkında olmadan...

Herkes sevginin fedakarlık istediğini söylese de fedakarlık için sevgiyi yaşamak gerekiyormuş, yaşanılmayan için fedakarlık yapılmaz...

Üzülmekten yoruldum.
Seni üzmekten de, beklemekten yoruldum, neyi beklediğimi bilmeden özlemekten de yoruldum, en çok da düşünmekten!
Susmaktan yoruldum, sürekli susup içimde avazım çıktığı kadar haykırmaktan.
Hep kendimle baş başa kalıp,hep kendime sığınmaktan
YORULDUM.
Ama öğrendim artık aşk yaşanıldığı sürece vardır.Sen yoksun, ben yokum.. O zaman aşkın olmasını da beklemiyorum artık.O da olmasın artık, eğer sürekli kendimi hesapsızca sorgulayacaksam eğer kendi iç savaşımda sürekli kendime yenik düşeceksem eğer yaşamadığım bir aşk için sürekli üzüleceksem ve hep üzeceksem seni, OLMASIN... Zaten hiç yokmuş, var olduğunu sayarak kandırmışız kendimizi, ya da ben hep kandırmışım kendimi.....

Artık seni sana bıraktım ben zaten hep kendimleydim ve hep kendimi paylaştım. Artık al kendini benden ve yaşamak istediğin gibi yaşa aşkı, hayatı, kendini.yaşamak istediğin ne varsa kendince yaşa çünkü ben yoruldum artık ben yokum...

Yıkık bir sevginin yıkıntılarını toplamakla uğraşma..hiçbir zaman yıkılmayacak bir sevgi için savaşını ver...
Ben bu savaşta yenik düştüm.
Ben yenik kahraman sen kazanan kral ol....

Ne kadar yenik düşsem de, ne kadar üzülsem de güzel yanları da vardı seni yaşamanın, tabi yaşadığım kadarının.....

Seninle yaşanılan ilkler güzeldi, bazen acıtsa da seni özlemek güzeldi,
bazen ağlatsa da kavgalarımız güzeldi,
hep ihtiyaç duyduğumuzda birbirimizin yanında olamasak da beklemek güzeldi,
gerçekleşmeyeceğini bile bile kendi dünyamızda sıra dışı hayaller kurmak güzeldi,
en güzeli de uzun bir zamanı kısa kısa yaşamaktı.
Ve seni tanımak da güzeldi.....


* Mailime gelmiş bir alıntı... Yazarını bilmiyorum... Bilen varsa hemen ekleyeyim..

Hayatımın 10 senesi kendi kendimi sorgulamak ve kendimde dahil, birkaç insanı affetmeye çalışmakla geçti.

Biz insanlık olarak nesillerce sürüp gelen "kendimizi ispatlama" denen şeye maruz kaldık. Bunun doğrultusunda yap(a)madığımız şeyler yüzünden kendimizi, hayatı ve kaderi sorgular olduk. Mutluluk kendi içimizde idi ve kendimizi ancak biz mutlu edebilirdik. Ama tek yaptığımız onu başkalarından beklemek oldu senelerce...

Son 2 yıl boyunca her gün aynaya baktım ve kendimi sevebilecek bir yön aradım gözlerimde. Kızımın gözlerinde bile aradım onu...

En sonunda buldum mu? Büyük bir parça, ama hala tamamlanmış değilim... Biz insanoğlu her gün yeni bir şey keşfediyoruz. Gerek kendimizde, gerek dışımızda...
 
 
 
* Ocak 2009 senesinde kendini sevmekle ilgili bir yazıya yazdığım bir yorummuş, eklemek istedim...

inandım
yanılmadım
sandım
gelir dedim
gelmem dedim
gittim
yapamazdım
ateşti
suydum
buhar oldum 
uçtum 
düştüm
düş/tüm
bitmesi gerekti
bitti 

3 Kasım 2010 Çarşamba


Hani demiştim ya sana, sen beni koklarken uyusak birlikte diye..
Düşündümde, ben seninle uyanmak istiyormuşum asıl yeni güne...

Bedenimi gayri ihtiyari döndürdüğümde, sana denk gelmek.
Gözümü açmadan kokunu duymak..
Gözlerimi göğsünde açmak
ve tüm bu saydıklarımla gülümseyerek uyanmak istiyormuşum ben..

Beni bundan esirgeme...
Tenimin, tenine ihtiyacı var.


1 Kasım 2010 Pazartesi


Aç kapını..
Bak sana saçlarımı toplayarak geldim ve seni seven tüm savruk yanlarımla..

Aç kapını..
Sana saçlarımın kiri, kokusu ile yıkanmadan, olabilecek en doğal halimle geldim.

Aç kapını..
Kelimelerime çocukların, çocuklukların bulaşsın..
Birinci ve ikinci tekilden ibaret bir yaşamda; birbirimiz için iyelik zamirleri iken,  
üçüncü tekil şahıstan ibaret kalmak..

Aynı meridyende, iki farklı nokta olmaktan öteye gitmeliydik.

Öyle olacak sandığımdandı..
Öyle olmasına tahammül ettiklerim..


26 Ekim 2010 Salı


Hani bazen çok geçtir ya..  
Hani hevesler tükenmiştir..
Havada asılı kalan o dilekler buhar olmuştur ya..
Necip Fazıl çıkar bir kitap sayfasından "gelme artık neye yarar" der ya..
Artık söylenecek hiç samimi söze inanasın gelmez ya..

İşte kendimde bunu anladığım andan nefret ediyorum.

Hala insan kalan yerlerim acıyor şu an...



Her defasında;
Eğer içine girersem, boğulurum sanıp korkuyorum.

Girmezsem, bakarken doyamamaktan...


Biliyorum söylemene bile gerek yok; hayali bile güzeldi.
Zaten olması gereken, akıllarda güzel kalması değilmiydi...!

25 Ekim 2010 Pazartesi


"Çiçeğim" dedin ya bana; aklımdan geçenleri keşke bilebilseydin..
 ...
"Canım sevdiğim, çiçeğim, aşkım. Keşke diyemiyeceğim kadar uzağım artık... 
Oysa o kadar ısıtmak istedim ki nefesimle sırtını. Keşke yüreğine en güzel aşk şarkılarını fısıldayabilseydim. Yapamadım aşkım, kelimelerden utandım. Ellerim ellerini sevdi çiçeğim, dudaklarım koynunu, gözlerim yüreğini. O güzel, içinde güneş saklı yüreğini…"


* Nefes filminden bir alıntı

Biliyorum biteceksin..
Ve benim adına "aşk" dediğim, o saç diplerimi bile terleten "şey" bitecek..
Ben donacağım...
Kalıplaşacak cümlelerim..
Yavan ağızlarla konuşacağım insanlığa.
Bütün sırlar sıradanlaşacak..


Ve ben gözünde Tanrılaşmak istemedim.
Sadece ihtiyaç zamanlarında hatırlanıp dua edilen...

24 Ekim 2010 Pazar


Biliyorum bu bir oyun değil.
Ama tutulmayan sözlerin arasında, "aşk" kaç harftir ki, adam asmaca oyununda...!


- "Ne söyleyeceğini dinleyemeyecek misiniz?"
- "Siz hiç aşık olmadınız mı? Dinlersem inanırım!"

* Bir dizide geçen sevdiğim bir diyalog


İnandığın bir kitabı yüksekte tutmak gibi...
Ne zaman bir adama aşık olsam, el üstünde tutmak için tüm gayretimi gösterdikten sonra, onun inançsızlığını farkediyordum.

Ve hayat birazda buydu... 
Kendi beklentilerini başkalarında görememekti hayat.

sen geldin ya bana, kalbimdeki buruşmuş yerler açıldı.

22 Ekim 2010 Cuma


Ben yüksekten sevinçle sana atladığımı sanırken,
Sen suya dönüşüyorsun,
Çakılıyorum!

Kıvrımlarına tüm yolculuklarım..
Tek kişilik yataklı bir vagondayım.

Gelişinle beni kalabalıklaştırır mısın?