18 Kasım 2010 Perşembe
biliyor musun bekledim. Hani aptallık derecesinde bir iyimserlik yapmak derim ya ben bu durumun adına. öyle işte... Ne bileyim bekledim işte. gelirsin sandım, ararsın, sorarsın. Anlıyorum ki seni beklemek, ne zaman geleceği belli olmayan bir treni beklemektende öte bir şeymiş. Sen hiç gelmeyecek o trensin. kaçırmadığımı bildiğim...
13 Kasım 2010 Cumartesi
Canım sevdiğim, çiçeğim, aşkım.
Keşke diyemiyeceğim kadar uzağım artık...
O kadar ısıtmak istedim ki nefesimle sırtını. Keşke yüreğine en güzel aşk şarkılarını fısıldayabilseydim. Yapamadım aşkım. Kelimelerden utandım..
Ellerim ellerini sevdi çiçeğim, dudaklarım koynunu, gözlerim yüreğini... O güzel, içinde güneş saklı yüreğini.
Elimden birşey gelmiyor. Artık çok geç! Yolların ortasında gözlerin, gözlerimi esir aldı aşkım, kapatamadım. Güneş dolu yüreğine yağmurlar yağdırdım. Affet beni... Çevremi saran bulutları dağıtmaya yetmedi rüzgarım. Sesini duyar gibiyim aşkım.
Nefesim nefesine nefes katsın istedim ama olmadı. O küçücük nefesi içine üfleyemedim. Olmadı aşkım. Adının fısıldadığı masalları fısıldayamadım nefesine. Bir varmış bir yokmuşta kaldı fısıldamam. Ötesini fısıldayamadım. Güneş dolu yüreğine yağmurlar yağdırdım. Nefesim nefesine nefes katsın istedim olmadı aşkım.
O zilin sesini duyduğun ana lanet ediyorum. Toprağın olmak varken mezar, güneş olmak varken gölgen oldum. Sen elini uzattığında kalbimi sakladım.
Aşkım seni de yanımda götürüyorum. O gittiğim yerde binlerce kez haykıracağım. "Seni seviyorum çiçeğim" Tek aşk vatan aşkı derdim, ama bilmezdim benim vatanım senmişsin.
“Umarım güneşli bir gün başka bir nefes daha güçlü üfler yüreğine aşkım ve ben çıkar giderim”
* Nefes filminden komutanın şehit olmadan önce, karısına bir çocukları olamadığı için ve öleceğini bildiği için yazdığı ilk ve son mektup...
* Doğum günü kızı Efsa...
* Doğum günü kızı Efsa...
12 Kasım 2010 Cuma
11 Kasım 2010 Perşembe
Merhaba sevgilim,
Hayatıma hoş geldin,
Hani insanın beklemekten usanıp; artık olsa da fark etmez, olmasa da dedirten günleri olur ya! Öyle bir anımda, yanıma pat diye oturuverdin sen. Tüm şaşkınlığımda, olmazlarımda, iyi ki yanıma yanaştın.
Hani insanın beklemekten usanıp; artık olsa da fark etmez, olmasa da dedirten günleri olur ya! Öyle bir anımda, yanıma pat diye oturuverdin sen. Tüm şaşkınlığımda, olmazlarımda, iyi ki yanıma yanaştın.
Belki de biliyorsun, saatleri saymıyorum artık. Sen gelene dek zaman duruyor çünkü. Gelişine erteliyorum sorularımı. Hatta hikayelerimi de. Ve söz verdiğim gibi kendime dikkat ediyorum.
Biliyor musun; sabahları aynaya bakarken ne kadar yüzümü yıkarsam yıkayayım, hep sen varmışsın gibi. Tenimden izlerin silinmiyor. Hiçbir su, izini silmeye yetmiyor.
Biliyor musun; sabahları aynaya bakarken ne kadar yüzümü yıkarsam yıkayayım, hep sen varmışsın gibi. Tenimden izlerin silinmiyor. Hiçbir su, izini silmeye yetmiyor.
Penceremi açtım. Ruhun bedenime örtü gibi yerleşsin diye...
~~~~~~~~
Şimdi yanı başımdasın sevgilim.
Hoş geldin,
Tüm kısa sözcüklerimi senin için biriktirdim ben. Tıpkı sevdiğin gibi. Tıpkı alıştığım gibi.
Şu an yüzüme bakıyorsun.
Yüzüne bakıyorum...
Yüzünde kendime ait izler arıyorum.
Bir bakıştan bin anlam çıkartmak oluyor düşlerimiz.
Seni seviyorum ve fark ediyorum ki; sana sevgim arttıkça, kendime hayranlığım artıyor.
Ve aşk...
Seni düşlerken saç diplerimin bile terlemesi demekmiş...
Seni anımsadıkça anlıyorum...
~~~~~~~~
Şimdi yanı başımdasın sevgilim.
Hoş geldin,
Tüm kısa sözcüklerimi senin için biriktirdim ben. Tıpkı sevdiğin gibi. Tıpkı alıştığım gibi.
Şu an yüzüme bakıyorsun.
Yüzüne bakıyorum...
Yüzünde kendime ait izler arıyorum.
Bir bakıştan bin anlam çıkartmak oluyor düşlerimiz.
Seni seviyorum ve fark ediyorum ki; sana sevgim arttıkça, kendime hayranlığım artıyor.
Ve aşk...
Seni düşlerken saç diplerimin bile terlemesi demekmiş...
Seni anımsadıkça anlıyorum...
10 Kasım 2010 Çarşamba
9 Kasım 2010 Salı
Nehirlere karışan zehirli atıklar gibi
Ağır ağır akarak kanıma karışmakta
yokluğun!
Hiç sormadım, neydi başka elbiseler içinde bulduğun
Aynı askıyla dolaba kaldırılan iki güzel yelektik biz
Güveye benzer bir şey oldu suskunluğun!
anladım ki:
Aşk naftalinlenmiyormuş meğer, eğer kanıtlanmıyorsa suçun!
* Küçük İskender / Alpha
8 Kasım 2010 Pazartesi
"Sevgilim, seni bekliyorum.
Karanlıkta bir gün ne kadar sürer? Ya da bir hafta?
Ateş çoktan söndü ve ben çok ama çok üşüyorum. Dışarıya sürünmeye çalıştım, fakat orada güneş var.
Korkarım bunları çizerek ve bu kelimeleri yazarak ışığı boşa harcadım. Öleceğiz... Öleceğiz, aşkımızla dolu olarak. Güzellikleri tatmış ve bulunduğumuz bedenlerde ırmaklar gibi akmış olarak.
Korkularımızı tıpkı bu berbat mağarada saklar gibi sakladık. Bütün bunları vücudumda taşımak istiyorum.
Biz gerçek ülkeleriz. Haritalardaki sınırlar ya da güçlü adamların isimleri değiliz. Bir gün buraya gelip beni rüzgar sarayına götüreceğini biliyorum.
Tek istediğim bu. seninle ve dostlarımızla böyle bir yerden haritasız bir dünyaya yürümek. Lamba söndü ve ben karanlıkta yazıyorum..."
* Hayatımda çok özel bir yeri olan İngiliz Hasta filminden bir mektup...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)