2 Şubat 2011 Çarşamba


Ben sana, sevgine inandırılmak istemedimki.
Sen tuttun, beni kendine zorla ilikledin.
İki yakanı bi araya getirecek kadın sandın beni.
Oysa sen istanbul gibiydin..
Boğazlarını birleştiren köprülerle tutunuyordun hayata.

...

1 Şubat 2011 Salı

"Gülüşün... Avuçlarıma kaderimi çiziyor"

Gülüşün bana geçmişimi hatırlatıyor..
Çocukluğumun en güzel zamanlarında annem oluyorsun, saçımı okşayan..
Babam kokuyorsun..
Ve abim oluyorsun.. İlk sigaram, ik sinemam, ilk sevgilim..
Ve ablam oluyorsun, ilk boyamı satın alan..

"Sevgilim dedim ya; gülüşün, avuçlarıma kaderimi çiziyor"

Yolum yoluna çıksın diye bu avuç açmalarım.
Kader alnımdan önce ellerime çizilmiş.
Parmak izlerimi bırakıyorum gelişine.
Hani olur ya; ardımda kalsan bile kürkçü dükkanını kolay bulasın diye... 



Uykularımın içine işliyorsun şu günlerde.
Gel git saatlerindeyim.
Bana fazla yaklaşma!

Umuda eşlik eden bir ateş böceği daha öldü geçen aylarda...
Başım sağolsun..
Günahları ise senin boynuna yağlı urgan olarak sarılsın...

31 Ocak 2011 Pazartesi


İstediğim; sıradan bir gün gidişini izlemek belki...
Geleceğini bilerek...

Bana üç harfli bir kelime sorsalardı:
"Kal" derdim...

30 Ocak 2011 Pazar


Nokta atışlarının en isabetli yeriydim.

Belkide;
"işte bu yüzden"

25 Ocak 2011 Salı


Süreceğiniz hiçbir ilaç "pan" olamaz zehrime. Bu nedenle çok da uğraşmamalısınız bence!!

Şu aralar istediğim;
Canımın acıması pahasına can acıtmak..
Belki karakalem çalışmalarım gibi verdiğim emeklerimi, yırtıp atmak en dip köşeye...
Bir daha el sürmemek, yakmak, yok etmek, geride hiçbir kül bırakmamak..

Hayatımda her daim hep ince düşünen ve kimseyi kırmak istemeyen, hep şans veren bir insan oldum. İçimdeki sevilme kaygısı yüzünden, benden kimsenin uzaklaşmasına izin vermedim, veremedim. İyi niyetle yaptıklarımın beni saf olarak göstermesine müsaade ettim. Ama bir tek şeyi hiç içim sızlamadan yapmasını bildim. Bir şeyi prensip olarak gördüysem bunu asla değiştirmedim. Asla sözümden dönmedim.

Kimse bilmedi.
Ben hiç pişmanlık duymadan, canımın acıması pahasına can acıtmayı çok güzel beceririm.

Kimse bilmedi, bu kimsenin bilmediğini anlamasını da beklemiyorum elbette. Ben sırf onların sesini duymamak adına 5 gün boyunca kızımı aramayan bir anneyim.Ve ömrümce prensip olarak saydıklarımı, her şeyin ötesinde tutmasını bildim. Onlarla muhattap olmaktansa, "kızım için bile olsa" bir şeylerine minnet etmektense, bundan mahrum bırakırım kendimi daha iyi.

1 aylık bir zaman diliminde iki kişi canımı çok kötü yaktı. Buna şükür elbette. Bundan asla şikayet etmiyorum. Ama onları da affetmiyorum. Şimdi onların canlarının acımalarını seyrediyorum. Yürekten dilediğim bir duanın ahı tutmuş gibi.. Ama yetmiyor. Beni bu derece sızlattıkları, bu derece ah ettirdikleri, bu kadar umursamaz olmama izin verdikleri için; her şey için bedel ödesinler istiyorum. İnşallah bu konuda ki ahım, gölgem, nefesim, gülümsemem yaşadıkları müddetçe onları takip etsin.

Şimdi çekilebilirsiniz. 


Bazen insan geç dahil olur, erken başlanmış bir hikayeye. 
Bazen de tam tersi olur ya erken girersin geç kalınmış o hikayeye.

24 Ocak 2011 Pazartesi


Çok olmayacaksın bu hayatta.
Çok güzel, çok uzak, çok sevecen, çok farkında, çok başka, çok yalın, çok fedakar, çok saf durmayacaksın...
Çok olmayacaksın işte.
Olursan kendilerine benzetip, yok etmek için ellerinden geleni yapıyorlar bilinçsizce.


Ayakta kalmış bir sevgiydi bizimkisi.
Oturupta dinlenemedi, demlenemedi.

21 Ocak 2011 Cuma

Bazı insanlar gidişleri ile can yakar, bazıları gelişleri ile..
Sanırım ikimizde gidişlerimizin ardındaki ağırlığı kaldıramadık..


20 Ocak 2011 Perşembe


Soğuk bir alınganlıktı seninkisi, Tüm panzehirlerim etkisiz kalmıştı...


Varlığın tüm cümlelerimi yakıyordu.
Kesik kesik seni çıkartıyordum dudaklarımın ucundan.
Kusarken burnundan da sıvı çıkartabilen bir insan olarak, nefes alışımı zorlaştırıyordun.
Boğuluyordum..

19 Ocak 2011 Çarşamba


demişti bir gün...

"Ne kadarda güzeliz bazen ve ne kadarda iki yüzlüyüz birlikte..."
demiştim bir gün...



"Çünkü b/itti" demiştim bir gün..
Çünkü yaralarımdan öpmüştü..

Ben unutmadım!


Bana dokundun..
Tenime, göbeğime..
Kasıklarımda esti nefesin..
Başım döndü..


Bir gidişi mi?
Bir kalışı mı?
Miras bıraktım sana, seçemiyorum.

Hayatla sidik yarıştıracak kadar çok büyük bir kumardı oynadığım..
Kaderi başımın tacı yapamayacak kadar yamuk taktım...
Bir taşı eksik, eğreti kaldı saçlarımda.
Kendi boyumu aştım!