3 Mart 2011 Perşembe

Ellerin yüzümün tamamlayıcısı, yapbozun son parçası dudakların..

Tenin bir olay yerini andırıyor...
Üstünü giyen, çıkıp gidiyor!!


28 Şubat 2011 Pazartesi

Ah kursağım!
Ne de çok şey biriktirmiş, ne çok yarım bırakmışsın.

Hadi gel de, dinlettir sözünü!
Uyandır hücrelerini benimle.

Evet, tüm coğrafyası delik deşik edilip, başkenti zapt edilen o kadın benim!
Şimdi bağımsızlık zamanı...
Her bağımsızlığın, hazımsızlık yapmasına göz yumarak.  

Biliyorum bu hep böyle oldu. 
Sen geldin beni öptün.
Zorla uyuduğum uykulardan uyandırdın, tırnaklarını geçirerek tenime.

Kelimelerimin anlamını değiştiren bir harften öteye gidemeyen insanlardan biri olman, ne de yazık aslında.
Zekana hakaret!


Şu sıralar, satırları kanayan kitaplardan arta kalan zamanlar yaşıyorum.
Geçmişte tanıdığım insanların isimlerini unutuyorum.
Adresleri ezbere bilip, kaçıncı katta oturduklarını hatırlamaya çalışıyorum..


"Zillere bakmak ne garip bir eksiklik uyandırıyor insanda"

Canım, 
Birisi senden gittiğinde veya sen onu zorla gönderdiğinde kalmasını bekleme. 
Sana geçenlerde bahsetmiştim şu nerede okuduğumu anımsamadığım kelime öbeklerini...
Neyse işte..

Dediğim gibi biz başkasının ayakları ile yürümeyi seven mahluklarız. 
Bizden gittiklerinde, onların iyi yönlerini düşünüp kendi kusurlarını ortaya çıkaran. 

Ama sen lütfen, onları kendi içinde kusursuz yapma.





Anımsadıkça acı veren şey; yokluğun yada yanımda olmayışın değildi...
Güzel geçirilen zamanı bir daha yaşayamayacağım için içim yanıyordu.


Ağzına boşalmadan önce, ağzını bozan adamlar kadar ........... sın!

"Aynı" olmakla, "Ayrı" olmak arasındaki fark kadardık..

Belki de;
"işte bu yüzden"

Saçlarımın ucundan damıtıyorum sevgimi. 
Aç Ağzını! 

25 Şubat 2011 Cuma

Herkes kendi çöpünü, kendi önünden yesin!



24 Şubat 2011 Perşembe

Tek kişilik bir otobüs koltuğuna benzer fotoğraflar çektiriyorum artık.
Hiçbir şey eskisi gibi değil.


Doğum günün yaklaşıyor ve ben çektiğim kısa çöpü sana hediye etmeyi düşünüyorum.

Saat geç' i gösteriyor.
Çok gecikmeyi...

Bitti. 
Oysa bu sevdanın teri bile soğumamıştı daha..



23 Şubat 2011 Çarşamba


Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.


Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.

* Edip Cansever





22 Şubat 2011 Salı


Sana inandım.
Çünkü inanmak isteyeceğim daha değerli bir şey yoktu.
Bunun için asla seni suçlayamam..