7 Mart 2011 Pazartesi

Sırtımı güvenle duvara yaslamak mı, yoksa sana yaslamak mı?
Yada boşvermeli, ikinizde birbirinizden iki yüzlüsünüz nasılsa!!

Söylediklerinin etkisini, yüzümde arayan adamlar tanımaya başladım bugünlerde..
Artık çok geç..

Perdeleri açmaya çok geç kaldık sevgilim.

6 Mart 2011 Pazar

Seni ittirdiğimde çekim gücüne hapsolup, beni kendine kilitleyebilmeni sevdim.
Adam..
"çorabıımın desenini takip et!"
öğrenmeliyim parmak uçlarında hayatı ve dünyanın kaç bucak olacağını..

Adam..
Gelmelisin yanıma.
sana bin içimlik bir ben hazırladım;
Boynumun çukurunda..
Kasıklarımın kırmızılığında..

5 Mart 2011 Cumartesi


Bir şey söyleme!
Zaten ellerimde bir sürü varlık kelimeleri ile yokluğunu yazmaya alıştım ben, senin uğramadığın sokaklara...
Evimin kapısını açık bıraktığım, duvakları andıran ve beni kötü sineklerden korusun diye astığım tülleri bile geri çektim gelişini kolaylaştırmak adına...
Eşiğimden atlayıp içime girmeyecek misin?

3 Mart 2011 Perşembe

Ellerin yüzümün tamamlayıcısı, yapbozun son parçası dudakların..

Tenin bir olay yerini andırıyor...
Üstünü giyen, çıkıp gidiyor!!


28 Şubat 2011 Pazartesi

Ah kursağım!
Ne de çok şey biriktirmiş, ne çok yarım bırakmışsın.

Hadi gel de, dinlettir sözünü!
Uyandır hücrelerini benimle.

Evet, tüm coğrafyası delik deşik edilip, başkenti zapt edilen o kadın benim!
Şimdi bağımsızlık zamanı...
Her bağımsızlığın, hazımsızlık yapmasına göz yumarak.  

Biliyorum bu hep böyle oldu. 
Sen geldin beni öptün.
Zorla uyuduğum uykulardan uyandırdın, tırnaklarını geçirerek tenime.

Kelimelerimin anlamını değiştiren bir harften öteye gidemeyen insanlardan biri olman, ne de yazık aslında.
Zekana hakaret!


Şu sıralar, satırları kanayan kitaplardan arta kalan zamanlar yaşıyorum.
Geçmişte tanıdığım insanların isimlerini unutuyorum.
Adresleri ezbere bilip, kaçıncı katta oturduklarını hatırlamaya çalışıyorum..


"Zillere bakmak ne garip bir eksiklik uyandırıyor insanda"

Canım, 
Birisi senden gittiğinde veya sen onu zorla gönderdiğinde kalmasını bekleme. 
Sana geçenlerde bahsetmiştim şu nerede okuduğumu anımsamadığım kelime öbeklerini...
Neyse işte..

Dediğim gibi biz başkasının ayakları ile yürümeyi seven mahluklarız. 
Bizden gittiklerinde, onların iyi yönlerini düşünüp kendi kusurlarını ortaya çıkaran. 

Ama sen lütfen, onları kendi içinde kusursuz yapma.





Anımsadıkça acı veren şey; yokluğun yada yanımda olmayışın değildi...
Güzel geçirilen zamanı bir daha yaşayamayacağım için içim yanıyordu.


Ağzına boşalmadan önce, ağzını bozan adamlar kadar ........... sın!

"Aynı" olmakla, "Ayrı" olmak arasındaki fark kadardık..

Belki de;
"işte bu yüzden"

Saçlarımın ucundan damıtıyorum sevgimi. 
Aç Ağzını! 

25 Şubat 2011 Cuma

Herkes kendi çöpünü, kendi önünden yesin!