"öyle olsa burası cennet olurdu.. burası cennet olsa ben senin yanında olurdum" dedi..
6 Temmuz 2011 Çarşamba
5 Temmuz 2011 Salı
"Bazı şeylerin gitmesine izin vermek işte bu nedenle çok önemlidir. Onları serbest bırakmak. Gevşek olanı kesmek. İnsanların hiç kimsenin işaretli kağıtlarla oynamadığını anlaması gerekiyor; bazen kazanırız ve bazen de kaybederiz. Hiçbir şeyi geri almayı bekleme, yaptıkların için takdir edilmeyi bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da aşkının anlaşılmasını. Daireyi tamamla. Gururlu, yeteneksiz ya da kibirli olduğun için değil sadece artık onun senin yaşamında yeri olmadığı için. Kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul. Geçmişte olduğun kişi olmayı bırak ve şu anda kimsen o ol."
* Paulo Coelho / Zahir
30 Haziran 2011 Perşembe
Boşluk dolduruyorda olabilirim. Bu nedenle onunla olacaklardan da korkuyorum. Gitsin istememem bu yüzden. Giderse ya ben boşluk doldurmak için birilerine ihtiyaç duyarsam diyerek ödüm kopuyor..
Öldü mü - kaldı mı, geliyor mu - gelmiyor mu, beklediğime, emegime değecek mi bilmiyorum ve belirsizlik beni ondan giderek uzaklaştırıyor. Demek istediğim birinin yarattığı o belirsiz boşluğu, başkası ile doldurmaktan korkuyorum..
29 Haziran 2011 Çarşamba
Bitti!
Ne acı ki; ayakta kalmış bir sevgiydi bizimkisi.
Oturup da dinlenemedi, demlenemedi.
Ben; önemsenmediğimi sandım, sen kandırıldığını..
Bitti;
Artık yüzünde gördüğüm izler bana ait değildi.
Geçmişi kurcalayıp söylenilen cümleleri ayıkladığımda, sözcükler gözlerimi yakmıyordu artık.
Bitti!
O adam benim harflerimin kordonuydu.
Bu yüzden ne zaman bir şeyleri yazmaya kalksam, hep onu doğuruyordum.
Ama bitti!
…
Ben gerçekten istemiştim, saçlarımın tokasını yalnız onun için çözmeyi..
Artık tek kişilik bir otobüs koltuğuna benzer fotoğraflar çektiriyorum,
Artık, hiçbir şey eskisi gibi değil.
Bitti işte!
Oysa, bu sevdanın teri bile soğumadan..
22 Haziran 2011 Çarşamba
Sen yokken...
Tırnaklarım uzadı, kısalan saçlarıma inat.
Affettim fareyi bir lokmada yutan kediyi..
Balkon kapısını örtmeyi unuttum bazı günler..
Bilirsin panjurlarım zaten hep kapalı..
Çörek otlu poğaçalar yaptım.
İçlerine maydanoz koymadım sen sevmezsin diye...
Taze fasulye yaptım zeytinyağlı yerine..
Vazgeçtiğim ne varsa, geri kazanmak adına oyaladım kendimi...
Sen yoktun..
Geçmiş zamandaki tüm kadınlar, adamlar iliştiler yanıma.
Sonu sana çıkmayan yollarda yürüdüm tek başıma.
Senin yolun koyulmak için miydi; durup, dinlenip, oturmak için mi vardı bilemedim.
Öyle olacak sandığımdan, öyle olmasına tahammül ettiklerimle,
Aynı meridyende senden uzak tek nokta olmayı becerdim.
Sen yoksun..
Şimdi durup geçmişe bakıyorum.
Saçlarımın kiri ile sana geldiğim günleri düşünüyorum.
Etrafıma bakıp söyleniyorum;
"hani her şeyinizle kirlenmeyi göze alıp seversiniz ya bir adamı"
"hani bir çocuğum olacaksa, ancak onun gibi bir adamdan olmalı"
dersiniz ya diyorum.
İşte ben bu adamı böylesine sevdim diye diye anlatıyorum.
Gerisi akıl bulandıran bir suskunluk...
Birinci ve ikinci tekilden ibaret bir yaşamda; birbirimiz için iyelik zamirleri iken, üçüncü tekil şahıstan ibaret kalmak..
Boş ver.
15 Haziran 2011 Çarşamba
14 Haziran 2011 Salı
selisharef:
"çünkü insanı, birini sevmeden önceki halinden çok daha yalnız bırakır, birinin gitmesi."
13 Haziran 2011 Pazartesi
9 Haziran 2011 Perşembe
7 Haziran 2011 Salı
6 Haziran 2011 Pazartesi
3 Haziran 2011 Cuma
31 Mayıs 2011 Salı
26 Mayıs 2011 Perşembe
Ne içimden geçtin, ne hayatımdan..
Bu kadardı!
Şimdi zaman vücudumda bir akrebin hızı ile ilerliyor.
Kalıtımsal bir hastalık gibisin sen bana.
Her seni içimden aldırdığımda, bir yerlerden fışkıran.
Ama biliyor musun, bu kez farklı.
Hani her defasında "yeter / yoruldum" dediklerimden çok çok farklı.
Kabullenmişliğin getirisinde, ilk kez bu kadar yoğun hissettiğim bir aşağılama duygusu.
Bahane buluşlarımın ardından, kendimle eşit derecede sana kızmalarım.
Önemli olan bendim,
hani şu her seferinde sen mutlu olasın diye ertelediğim...
25 Mayıs 2011 Çarşamba
24 Mayıs 2011 Salı
Kaydol:
Yorumlar (Atom)