11 Kasım 2010 Perşembe

Merhaba sevgilim,
Hayatıma hoş geldin,


Hani insanın beklemekten usanıp; artık olsa da fark etmez, olmasa da dedirten günleri olur ya! Öyle bir anımda, yanıma pat diye oturuverdin sen. Tüm şaşkınlığımda, olmazlarımda, iyi ki yanıma yanaştın.
Belki de biliyorsun, saatleri saymıyorum artık. Sen gelene dek zaman duruyor çünkü. Gelişine erteliyorum sorularımı. Hatta hikayelerimi de. Ve söz verdiğim gibi kendime dikkat ediyorum.


 Biliyor musun; sabahları aynaya bakarken ne kadar yüzümü yıkarsam yıkayayım, hep sen varmışsın gibi. Tenimden izlerin silinmiyor. Hiçbir su, izini silmeye yetmiyor.

Penceremi açtım. Ruhun bedenime örtü gibi yerleşsin diye...


~~~~~~~~


Şimdi yanı başımdasın sevgilim.
Hoş geldin,


Tüm kısa sözcüklerimi senin için biriktirdim ben. Tıpkı sevdiğin gibi. Tıpkı alıştığım gibi.


Şu an yüzüme bakıyorsun.
Yüzüne bakıyorum...
Yüzünde kendime ait izler arıyorum. 
Bir bakıştan bin anlam çıkartmak oluyor düşlerimiz.


Seni seviyorum ve fark ediyorum ki; sana sevgim arttıkça, kendime hayranlığım artıyor.


Ve aşk...
Seni düşlerken saç diplerimin bile terlemesi demekmiş...
Seni anımsadıkça anlıyorum...

5 yorum:

adım adsız dedi ki...

Nerdeyse, dizlerinin kanamasından memnun olduğunu düşünmeye başlıycam Efsa :) Yanlış anlama, bunda bir yanlışlık olduğu için söylemiyorum bunu, sadece anlamaya çalışıyorum, saygılarımla...

Efsa dedi ki...

:) hımm tıpkı diyalogda bahsedilen şey gibi.
Bir insanı o kadar çok seversiniz ki, onu yazmayı o kadar çok seversiniz ki; artık hayatınızda olmasa bile bu sizin bir alışkanlığınız haline gelir.

adım adsız dedi ki...

Bahsettiğim şey de, tam da bunun gibi bir şeydi zaten :) Ama yanlış anlaşılırım diye, lafı yok yere evirip çeviriyorum işte :) Sütten ağzı yanınca insanın... :)

Efsa dedi ki...

:) yanlış anlarsam düzeltirsiniz.

adım adsız dedi ki...

Anlaştık :)